YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/32753
KARAR NO : 2017/11458
KARAR TARİHİ : 18.05.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde radyoloji teknisyeni olarak çalıştığını, haftanın altı günü 08:00 -17:00 saatleri arasında en az dokuz saat çalıştırıldığını, kanun ile röntgen teknisyenlerinin haftada otuzbeş saat çalışmalarının düzenlendiğini, çalıştığı süre boyunca şua izninin kullandırılmadığını belirterek fazla mesai alacağı ile şua izin alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirketin ihalesini aldığı devlet hastanesinde MR makinesinde MR çekiminde çalıştığını, bu alanda sadece MR ve tomografi makinelerinin bulunduğunu, röntgen cihazının bulunmadığını, haftalık çalışma saatinin kırkbeş saat olduğunu, davacının röntgen teknisyeni olsa da röntgen cihazında değil MR cihazında çalıştığını, MR çekimi yapan personel için şua izninin bulunmadığını, davacının radyasyon çalışanı olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bozma ilamına uyan Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasıdır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı sebeplerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.
Somut olayda, davalı vekili, davacının ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Islah tarihine göre zamanaşımına uğrayan dava konusu alacakların belirlenmesi yönünden bilirkişi ek raporunda zamanaşımı değerlendirilmiş, ancak davacı tarafından dava dilekçesindeki talep dikkate alınmadan alacaklar belirlenmiştir. Dava dilekçesindeki talep edilen alacak miktarlarının zamanaşımına uğramadığı dikkate alınarak alacaklar belirlenip karar verilmesi gerekirken Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 18.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.