YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/11198
KARAR NO : 2017/8824
KARAR TARİHİ : 04.07.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
05/06/2012 ve 18/07/2012 tarihli tutanak içeriklerinden, sayacın bulunduğu yere düz boru takmak suretiyle kaçak su kullandığı anlaşılan sanığın eylemlerinin fiili veya hukuki kesinti bulunmaması nedeniyle zincirleme suç olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu itibarla suç tarihinin 18/07/2012 olduğu anlaşılmakla;
5237 sayılı TCK’nın 168/5: ”Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz. ”Eğer zarar soruşturma aşamasında tamamen ödenmişse mutlaka düşme kararı verilip adli sicilde bunlara ilişkin mahsus bir sisteme kayıt ettirilmelidir. Sanık soruşturma aşamasında hiç ödeme yapmamış, sanığa vergiler dahil cezasız miktar belirlenerek ödeme ihtarı da yapılmamış ve sanık kovuşturma aşamasında zararı gidermişse yine düşme verilmelidir.
Somut olay bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; soruşturma aşamasında sanığa, vergili ve cezasız miktarın belirlenmek suretiyle ödeme imkanı tanınmadığı, kovuşturma aşamasında, müşteki kurumun zararının sanık tarafından ödendiği anlaşıldığından düşme kararı verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 168/5. maddesi ve 6352 sayılı Yasa’nın 103. maddesi ile 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 6. maddesine eklenen 2. fıkrası uyarınca adli sicilde bunlara mahsus sisteme kaydı işlemlerinin mahkemesince yerine getirilmesinde zorunluluk bulunmasına rağmen bu konuda karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasına “5237 sayılı TCK’nın 168/5. madde fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlıktan birinci kez yararlanan sanık hakkında verilen kararın kesinleşmesinden sonra bir suretinin Adli Sicil Kanunu’nun 6/2. maddesi uyarınca mahsus siciline kaydı için Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne mahkemesince GÖNDERİLMESİNE”, ibaresi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.