YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/6494
KARAR NO : 2017/4876
KARAR TARİHİ : 21.06.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı nedenin bulunmadığı, azaltıcı sebebin ise nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 21.06.2017 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİDİR
Dairemizin 21/06/2017 tarih, 2015/6494 Esas, 2017/4876 Karar sayılı çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebepten muhalifim.
Sanığın 5237 sayılı TCK’nun 204/1, 62/1, 53. maddeleriyle 1 Yıl 8 Ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükmün açıklanması suretiyle kurulan Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/11/2013 tarih 2013/267 Esas 2013/467 Karar sayılı kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Sanık hakkında aynı mahkemece 18/05/2011 tarih 2010/280 Esas 2011/230 Karar sayıyla verilen hükmün CMK’nun 231/6 ve devam maddeleri uyarınca açıklanmasına geri bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Deneme devresi içinde sanık hakkında Kilis Sulh Ceza Mahkemesinin 03/09/2013 tarih 2013/83 Esas 2013/411 Karar sayı ile 5237 sayılı TCK’nın 86/2, 3-a 62/1, 52/2. maddeleri uyarınca doğrudan 3000 TL APC ile cezalandırılmasına ilişkin kesin olarak verilen hükme istinaden ilgili mahkemesine ihbarda bulunulduğu görülmüştür.
Kesin olarak verilen kararların olağan yargı yolu içinde temyiz incelenmesine konu edilmesi mümkün değildir. Ancak şartların varlığı halinde kanun yararına bozma suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesi mümkündür. Dolayısıyla etkin bir yargısal denetime tabi olmayan kesin hükümlerin hükmün açıklanmasına dayanak alınması mümkün değildir. Bu durum iç hukukumuzun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesine güvence altına alınan Masumiyet Karinesinin ihlali niteliğindedir.
Bu sebeplerle anılan mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim. 21.06.2017