YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/13485
KARAR NO : 2017/4652
KARAR TARİHİ : 15.06.2017
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 05.05.2017 gün ve 2017/3006 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15.05.2017 gün ve KYB. 2017/30075 sayılı ihbarnamesi ile;
Resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından şüpheliler …, …, … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13/05/2016 tarihli ve 2016/11303 soruşturma, 2016/45580 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 25/07/2016 tarihli ve 2016/2981 değişik iş sayılı kararının “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda müştekilerin şüphelilerin resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık yaptığı iddiası üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayın hukuki uyuşmazlık niteliğinde bulunduğu ve herhangi bir suç oluşturmadığı anlaşıldığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, müştekiler vekili tarafından verilen 22/01/2016 tarihli şikayet dilekçesinde, şikayete konu çekteki imzanın sahte olduğunun belirtildiği, bu haliyle sahte olduğu iddia olunan çekin getirtilerek şüphelilerden imza ve yazı örnekleri alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın ve şüphelilerin ifadeleri alınmaksızın eksik soruşturma ile tesis edilen karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kanun yararına bozma isteminin kapsamının nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarına yönelik olması karşısında; 27.01.2017 tarih ve 29961 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01.02.2017 tarihinde yürürlüğe giren Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun işbölümüne ilişkin 20.01.2017 tarih ve 2017/1 sayılı kararı ile Yargıtay
Kanunu’nun 14. maddesine göre temyiz inceleme görevinin Yüksek 15. Ceza Dairesi’ne ait olduğu anlaşıldığından Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın görevli Daireye gönderilmesine, 15.06.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.