Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/23981 E. 2014/16345 K. 18.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/23981
KARAR NO : 2014/16345
KARAR TARİHİ : 18.09.2014

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mirasçılık belgesi istemi

Hazine tarafından açılan mirasçılık belgesi istemi davasının reddine dair Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen 05.06.2013 gün ve 90/501 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı Hazine vekili, 02.09.2011 tarihinde vefat eden …’un mirasçısı tespit edilemediğinden, mirasın tümünün son mirasçı sıfatıyla Hazine’ye intikalini gösterir mirasçılık belgesi verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, miras bırakan …’un kimlik bilgilerine ulaşılamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 30.maddesi hükmünde doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunabileceği, nüfus kütüklerinde kayıt bulunmaması veya bulunan kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde gerçek durumun her türlü delille kanıtlanabileceği açıklanmıştır. Hukukumuzda çekişmeli yargıya tabi davalarda kural olarak taraflarca hazırlama ilkesi geçerli olup; Hakim tarafların talepleri ile bağlıdır. Hakim, talepte bulunan tarafların iddia ettiği olaylar ve ileri sürdüğü deliller ile yetinerek karar vermek zorundadır. Çekişmesiz yargıya tabi davalarda ise re’sen araştırma prensibi egemendir. Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olanı davalarda verilen kararlar aksi sabit oluncaya kadar geçerli olup; kesin hüküm teşkil etmediği gibi bu kararlar açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir.
Somut olaya gelince, dosya kapsamında mirasçılık belgesi istenen muris …’un
nüfus kaydına ulaşılamadığı anlaşılmaktadır.
Az yukarıda açıklanan hukuksal olgu dikkate alındığında hasımsız açılan mirasçılık belgesi verilmesi davalarında mirasçılığın her türlü delille kanıtlanabileceği, bir mahkemenin verdiği yetkiye dayanılarak açılan davalarda mahkemece mirasçılık belgesi istenen kişinin namı müstear veya hiç yaşamadığı belirlenmedikçe davanın reddine karar verilemeyeceği kuşkusuzdur. O halde, davanın “yetki belgesine” dayanılarak ve ispat imkanı kısıtlı üçüncü kişi tarafından açılmış olduğu ve miras bırakan Güler Koç’un açık kimlik

bilgilerine ulaşılamadığı gözönüne alınarak, mahkemece yetki verilen Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/118 sayılı Tereke dosyası getirilmeli, tanık dinlenmeli, TMK’nun 594. maddesi gereğince uygun araçlarla ilan yapılarak, mirasçılarının tespit edilmeye çalışılması, mirasçısı olduğu belirtilen kişiler varsa nüfus kayıtları için Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nden istenmesi, miras bırakanla soy bağı araştırılmalı, bütün aramalara rağmen mirasçısı bulunamaz ise TMK’nun 501. maddesi gereğince son mirasçının Hazine olduğu düşünülmelidir.
Böyle bir araştırma ve inceleme yapmadan yersiz gerekçelerle talebin reddine karar verilmesi isabetsizdir. Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulü ile hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.