YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/11180
KARAR NO : 2020/1485
KARAR TARİHİ : 18.02.2020
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.07.2017 tarihli ve 2015/14 Esas, 2017/344 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın kısmen kabul, kısmen reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.02.2020 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat … ve Avukat … ile ihbar olunan Hazine vekili … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; vekil edeninin dava konusu 116 ada 1 parsel sayılı taşınmazda 117/2400 oranında pay sahibi olduğunu, vekil edeninin murisi …’in, tapudaki hissesini vekil edeni ile birlikte dört oğluna 18.08.1975 tarihinde eşit olarak paylaştırdığını, kardeşler arasında yapılan harici taksim ile vekil edeninin o tarihten bu yana dava konusu taşınmazı fiilen kullandığını, taşınmaz üzerine sekiz adet ev ve dükkan yaptığını, dava konusu taşınmazın diğer 2283/2400 payının ise … oğlu … adına kayıtlı olduğunu, … oğlu …’in 1977 yılında vefat ettiğini ve mirasçı olarak davalıları bıraktığını, dava konusu taşınmazın kök kaydı olan 1 nolu parselin ifrazı neticesinde 1520, 1521 ve 1522 numaralı parsellerin oluştuğunu, bu parsellerden 1522 numaralı parselin de 107 ada 1 parselden başlamak üzere 120 ada 16 parsele kadar 104 adet parsele bölündüğünü, kayıt maliki … oğlu …’in mirasçıları tarafından şimdiye kadar tapuda intikal yaptırılmadığını, vekil edeninin taşınmazda 40 yıldır zilyetliğinin bulunduğunu, TMK’nin 713/2 maddesindeki kazanma koşullarının vekil edeni lehine gerçekleştiğini açıklayarak, dava konusu taşınmazdaki … oğlu … adına kayıtlı payın iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, dava konusu taşınmazın tapulama kayıtlarının elle yazıldığını, imar uygulaması yapılırken, …’nin oğlu …’nın adının … olarak kayıtlara yanlış geçirildiğini, …’nin … isminde bir çocuğunun bulunmadığını, vekil edenlerinin … oğlu …’in mirasçıları olmadığını, TMK’nin 713/2 maddesinde belirtilen zilyetlik koşullarının gerçekleşmediğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davaya konu taşınmazın 1975 yılından beri davacı tarafından malik sıfatıyla, nizasız ve fasılasız olarak kullanıldığı, davalıların bu taşınmaza hiçbir zaman zilyet olmadığı ve kök murisleri olan …’in vefatından sonra tapuda intikallerin yaptırılmadığı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının verildiği 2011 yılına kadar 20 yıllık sürenin dolduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince istinaf edilmiş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince; davacının dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin 26.09.1975 tarihinde başladığı, davacının bu kullanımının, 15.09.2009 tarihine kadar, müşterek paylarla tapuda kayıtlı taşınmazın dava konusu taşınmaza karşılık gelen bölümü üzerinde olduğu, dava konusu taşınmaz üzerindeki … oğlu … payının, 15.09.2009 tarihinden sonra, pay yığılması sonucunda 2283/2400 paya dönüştüğü, 15.09.2009 tarihinden Anayasa Mahkemesi’nin tedbir kararı tarihi olan 17.03.2011 tarihine kadar, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/2. maddesinde öngörülen zilyetlik süresinin gerçekleşmediği, davacı tarafından, 15.09.2009 tarihine kadar, 1522 parsel sayılı taşınmazın dava konusu 116 ada 1 parsel sayılı taşınmaz bölümü üzerindeki 226.800/33.264.000 payının kazanıldığının kabulü gerektiği, 2981 sayılı Yasanın 10/C maddesi uyarınca 15/09/2009 tarihinde yapılan uygulama sonucunda, … oğlu … paylarının dava konusu 116 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yığıldığı ve pay oranının 2283/2400’e çıktığı; davacı tarafından, 15.09.2009 tarihine kadar, dava konusu 116 ada 1 parsel sayılı taşınmaz bölümü üzerindeki … oğlu …’e ait eski 226.800/33.264.000 oranındaki payın kazanıldığı, davacının; 2981 sayılı Yasanın 10/C maddesi uyarınca 15.09.2009 tarihinde yapılan uygulamadan önce, 1522 parselin tamamı üzerinde zilyetliğinin bulunmaması nedeniyle, dava konusu taşınmaza yığılan iptale konu payların tamamının kazanılamayacağı, dolayısıyla davanın, 2283/2400 payın 226.800/33.264.000 payı oranında kabulü gerektiği gerekçesi ile davalılar … ve arkadaşları vekilinin istinaf itirazlarının kabulüne, Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 07.07.2017 tarihli ve 2015/14 Esas- 2017/344 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile dava konusu 116 ada 1 parsel sayılı taşınmazın … oğlu … adına kayıtlı 2283/2400 payının iptali ile; iptaline karar verilen 2283/2400 pay, 189.854.280/199.584.000 kabul edilerek (paydanın 83.160 ile çoğaltılması ile), 1.294.461/199.584.000 payın davacı adına tesciline, geriye kalan 188.559.819/199.584.000 payın … oğlu … üzerinde bırakılmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nin 713/1. fıkrasındaki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve 2. fıkrasında yer alan, “…maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebeplerine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Her ne kadar; Bölge Adliye Mahkemesince az yukarıda yazılı olduğu şekilde kısmen kabul kısmen ret kararı verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki;
Davacının ve davalıların murisi olduğu iddia edilen … oğlu …’in de pay sahibi olduğu dava konusu 116 ada 1 parsel sayılı taşınmazın evveli Sazköy 1 parsel sayılı taşınmaz olup, sözkonusu parselde, 10.10.1961 tarihinde yapılan tespitte, dayanak tapu kayıtlarındaki paylara istinaden, ölümler ve halen mirasçı olanlar gözetilerek paylı mülkiyete tabi şekilde, … oğlu … adına 226.800/33264000 pay ve 997920/33264000 pay olmak üzere iki ayrı pay tespit edilerek tapuya tescil edildiği, aynı taşınmazda davacının da 42930/33264000 oranında pay sahibi olduğu, 26.9.1984 tarihinde taşınmazın yola terk nedeniyle ifraz gördüğü ve 1521 parsel sayılı taşınmaz yola terkin edilirken, 1520 ve 1522 parsellerin aynı hisselerle malikleri adına tapuya tescil edildiği, dava konusu 116 ada 1 parselin bulunduğu alanın, 1522 parsel içinde kaldığının yapılan keşif sonucu alınan teknik rapor ile belirlendiği, 1522 parselin, 2981 Sayılı Yasanın 10/C maddesi uyarınca yapılan imar uygulaması neticesinde 104 parça taşınmaza ifraz edildiği, ifraz neticesinde oluşan 116 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 117/2400 payının davacı … adına, 2283/2400 payının ise davalıların murisi olduğu beyan edilen … oğlu … adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
1. Tapu iptal ve tescil davaları, tapu malikine karşı ve tapu maliki ölmüş ise mirasçılarına yöneltilerek açılır. Davalı safında gösterilen tapu malikleri ölü iseler, mirasçılık belgesi alınmadan tapu malikleri veya mirasçıları davaya katılmadan davanın görülmesi mümkün değildir.
Her ne kadar, davacı tarafından, dosya arasında bulunan Bodrum 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/1363 Esas ve Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/514 Esas sayılı dosyalarındaki mirasçılık belirlemelerine istinaden davalılar davada taraf gösterilmiş ise de, gerek bahsi geçen mirasçılık belgelerinin hasımsız olarak alınmış olması, gerekse de davalıların, kayıt maliki … oğlu …’in mirasçısı olmadıklarını beyan etmiş olmaları gözetildiğinde, Hazine hasım gösterilmek suretiyle açılacak mirasçıların tespiti davası ile belirlenecek mirasçılara davanın yöneltilmesi açısından davacıya süre ve imkan verilerek taraf teşkilinin sağlanması, malikler hiç mirasçı bırakmadan ölmüş iseler mirasın TMK’nin 501. maddesi uyarınca Hazine’ye kalacağının gözetilmesi gerekirken izah edilen dava şartının gözardı edilmesi usul hükümlerine aykırı olmuş, ayrıca, her ne kadar dosyaya sunulan Bodrum 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/1363 Esas sayılı dosyası ile dava konusu 116 ada 1 parsel sayılı taşınmazda hissedar olarak gözüken kayıt maliki … oğlu …’in soyadının … olduğunun tespitine karar verilmiş ise de, kararın Tapu Müdürlüğü nezdinde infazının yaptırılması da sağlanmamıştır.
2. Bundan ayrı olarak, Mahkemece yapılması gereken iş; dava konusu 116 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, tapulama tutanağının kesinleşme şerhini de içerecek şekilde tüm sayfalarının onaylı ve okunaklı suretleri ile kadastro sırasında uygulanan dayanak belgelerin, taşınmaza ait tapu kayıtlarının ilk tesis tarihten itibaren atlanmaksızın tüm geldi ve gittileriyle, yola terk nedeniyle yapılan ifraz işlemlerine ilişkin ve özellikle 2981 Sayılı yasanın 10/C maddesi uyarınca yapılan işlemlere ait tüm belgelerin eksiksiz olarak getirtilmesi, kök 1 parsel ile 1522 parsel sayılı taşınmazda 226800/3326400 ve 997920/33264000 paylarla malik görünen … oğlu … adlı kişilerin aynı kişiler olup olmadığının tespiti, aynı kişiler ise, davacı tarafın, dava konusu 116 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tamamında malik sıfatı ile zilyet olduğu da gözetilerek, 1522 parsel sayılı taşınmazın miktarı, bu miktarın 33264000 payda davacının 226800 ve 997920 pay karşılığı miktarı üzerinde hak sahibi olması ve dağıtım sonucunda dava konusu 1 parselde davalının payının 599,62 m2 oluşu, bu payın az yukarıda bahsi geçen iki ayrı … oğlu … payından hangisinden geldiğinin, 1522 parselden ifraz neticesinde … oğlu … adına başka parsellerde ne miktarda pay verildiğinin, dağıtıma esas tüm bilgi ve belgeler üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi vasıtası ile tespit edilmesi, davacının … oğlu … adına kayıtlı olan paydan fazla yer kazanamayacağının düşünülmesi, 1522 parsel sayılı taşınmazın miktarı da gözetilerek, dava konusu 116 ada 1 parselde davalıların payının tamamının iptal ve tesciline karar verilip verilemeyeceğinin tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirlenmesinden sonra hüküm kurulması olup, eksik araştırma ve yetersiz incelemeyle karar verilmesi doğru görülmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın HMK’nin 373/2 maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.