Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2019/2835 E. 2020/1703 K. 10.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2835
KARAR NO : 2020/1703
KARAR TARİHİ : 10.02.2020

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı müteahhitten satın aldığı bağımsız bölümün projede sığınak olarak göründüğünü, davalı bankanın da ortak alan niteliğinde olan bu yer için kredi vererek hataya düşmesine sebep olduğunu, bunun yanında taşınmazın drenaj ve izolasyon sisteminin de ayıplı olduğunu dairenin sürekli … suyu aldığını, ileri sürerek; 25.000,00 TL masraf, 80.000,00 TL satış bedeli, kredi çekmesi nedeniyle ödediği faiz ve masrafın nedeniyle uğradığı 22.000,00 TL zarar ve 20.000,00 TL manevi zararının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, satış bedeli talebini 17.04.2014 tarihli dilekçesiyle 110.000,00 TL(taşınmazın dava tarihindeki değeri) olarak ıslah etmiştir.
Davalı …, su basma olayının kendisine 2 yıl sonra bildirilerek ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, dairenin sığınaktan yer katılarak genişletildiğinin hem projeden hem de banka raporundan açıkça anlaşılabileceğini, bunun ruhsatla ilgili olup ruhsat işlemlerinin sorunsuz olarak halledildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Davalı banka, zararın kendisinden talep edilemeyeceğini, alacağın zaman aşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddine istemiştir.
Mahkemenin, banka aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kısmen kabulüyle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaliyle davalı adına tesciline, 110.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine dair verdiği 2014 tarihli ilk karar; dairemizin 24/02/2016 tarihli kararıyla sözleşmenin feshi halinde tarafların ancak gerçekleştirdikleri edimin iadesini isteyebileceği, bu nedenle mahkemece davacının ödediği bedelin iadesine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle taşınmazın dava tarihindeki değerinin iadesine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra banka aleyhine açılan davanın reddine, davalı … hakkındaki davanın kısmen kabulüyle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaliyle davalı adına tesciline, satış bedeli olan 80.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebiyle bankadan çekilen kredi masraflarının ve onarım bedelinin iadesine ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava ayıplı mal nedeniyle satış sözleşmesinin feshi ile talep edilen satış bedelinin iadesi ve maddi manevi zararların tazmini talebine ilişkindir.
Mahkemece verilen karar 24/02/2016 tarihli bozma ilamıyla, taşınmazın dava tarihindeki değerine değil, sözleşme bedeline hükmedilmesi gerektiğinden bozulmuş, davalının bunun dışında kalan, davacının tüm temyiz taleplerinin reddine karar verilmiş ve ilk derece mahkemesince de bozmaya uyulmuş olmakla bozmaya konu edilmeyen kısımlar yönünden karar kesinleşmiş olup, mahkemece ilk kararda hakkında hüküm kurulmayan “onarım masrafı” için bu sefer karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
2-Aynı nedenden, kararın bozmaya konu edilmeyen kısımlarının vekalet ücretine ilişkin hükümleri de kesinleşmiş olmakla ilk kararda belirlenen vekalet ücretleri ilgili taraf(davacı) için usuli kazanılmış hak oluşturduğundan bu kısımlar hakkında tekrar hüküm kurulması da hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: 1. ve 2.bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.