Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/3736 E. 2020/1929 K. 24.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3736
KARAR NO : 2020/1929
KARAR TARİHİ : 24.02.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04/07/2018 tarih ve 2017/185 E- 2018/757 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 29/05/2019 tarih ve 2018/1501 E- 2019/800 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların dava dışı Konak Yapı Dekorasyon İnşaat Ltd. Şti.’de %50’şer oranın da paydaş oldukları 20.06.2013 tarihli ortaklar kurulu kararıyla müvekkili ile davalının 10 yıl süreyle şirket müdürlüğüne seçildiklerini, her ne kadar resmiyette müvekkili de şirket müdürü olarak gözükse de halihazırda şirketin temsil ve tasarruf yetkilerinin tamamen şirket müdürü sıfatıyla davalı tarafından yürütüldüğünü, karı-koca olan taraflar arasında davalının kusurlu eylemlerinden dolayı boşanma, maddi-manevi tazminat, mal rejiminin tasfiyesi, katkı payı alacağı talepli davaların bulunduğunu, boşanma davasından sonra davalı müdürün şirkete ait yıllık bilançoları çıkararak ortaklara kâr zarar konusunda bilgi vermediğini, yapılması gereken yıllık olağan toplantıları yapmadığını, mali konularda müvekkili ortağı bilgilendirmediğini, şirkete ait malvarlığını muvazaalı olarak elden çıkarmaya başladığını, şirkete ait bilgilere ulaşma ve bilgi alma amacıyla şirkete giden müvekkilinin davalı tarafından darp edildiğini ve hakkında ceza davası açıldığını, davalının müvekkili ile olan husumeti nedeniyle müdürlük görevini kötüye kullandığını ve müvekkiline zarar vermek kastıyla şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek davalının Konak Yapı Dekorasyon İnşaat Ltd Şti’deki müdürlük görevinden azline, tedbiren davalının şirketin taşınır taşınmaz mal varlığını üçüncü kişilere devri konusunda tasarruf yetkisinin kısıtlanmasına, bu dava karara bağlanıncaya kadar davalının müdürlük görevinden el çektirilerek şirkete kayyum atanmasına, bu talep yerinde görülmez ise, şirket ortaklarına birlikte imza ile şirket üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi tanınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, şirketi kendi olanak ve çabalarıyla kurduğunu, davacının kayden ortak olduğunu, davacı ile aralarında boşanma davası bulunduğunu, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, muhasebeci olan davacının şirketin yıl sonu muhasebe hesaplarında yardımcı olduğunu, bunu yaparken de şirketin kullandığı rotatif krediler ile ilgili kayıtları hesaplara geçirmeyerek şirketi kârda gösterdiğini, şirketin kendi çaba ve gayreti ile ayakta durduğunu ve kredi borçlarının ödenmesine çalıştığını, kendisinin müdürlük görevini ifa ederken dürüstlükle hareket ederek şirketin ve alacaklılarının menfaatlerini gözettiğini, azil şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davalının müdürü olduğu şirketin daha önce kârlı bir şirket iken 2016 yılından sonra zarar etmeye ve öz sermayesini kaybetmeye başladığı, davacının açmış olduğu davalar ve bu davalarda alınan kararların buna neden olduğu savunulmuş ise de şirkete ait araç ve taşınmazı, bir ortaklar kurulu kararı olmaksızın rayiç bedelden çok düşük fiyatla sattığı, ticari defterlerdeki alacak kaydının kapatılmasının ticari kayıtlardan anlaşılamamasının özen ve bağlılık yükümü ile bağdaşmadığı, davalı müdürün azli için haklı sebeplerin gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının müdürlük görevinden azline, yönetim hak ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, davalının müdürü olduğu şirketteki temsil ve yönetim yetkisinin tedbiren kaldırılmasına ve mali müşavir …’nın şirkete yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıdaki bent dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, limited şirket müdürünün haklı sebeple azli ve şirkete tedbiren kayyım atanması istemlerine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde TTK’nın 630/2. maddesi uyarınca davalının şirket müdürlüğünden azline, işbu davadaki talepleri karara bağlanana kadar davalının müdürlük görevinden tedbiren el çektirilmesine ve bu süreçte şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Somut olayda kayyım atanması talebi, geçici olarak davanın devamı sırasında talep edilmiş olup hükümden sonra kayyım atanmasına ilişkin bir talep bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece davacı vekilinin tedbiren kayyım atanmasına ilişkin talebi yanılgılı değerlendirilmek suretiyle kararın kesinleşmesinden sonraki dönem için kayyım atanması doğru olmadığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin sair temyiz itirazının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. H.D.nin 2018/1501 E.-2019/800 K. sayılı kararının mümeyyiz davalı yararına BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.