Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/11616 E. 2020/3811 K. 23.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/11616
KARAR NO : 2020/3811
KARAR TARİHİ : 23.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil Olmadığı Takdirde Alacak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı … vekili, dava konusu taşınmazı tapusuz iken bedeli ödemek suretiyle davalılardan Ömer’den satın aldığını, ancak davalının davacının yurtdışında yaşamasından yararlanarak önce taşınmazı dava açıp tapulu hale getirdiği ve devamında muvaazalı olarak eski eşi davalı …’ye devrettiğini izah ederek dava konusu taşınmazın davalı … adına olan kaydın iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi, bu talep mümkün olmadığı takdirde taşınmazın satım bedeli olan 25.000,00 TL’nin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar … ve … vekili, açılan davayı kabul etmediklerini, davacının 24.02.2009 tarihinde 25.000,00 TL’yi davalı …’e ödediğini iddia ettiğini ancak yapılan sözleşmede herhangi bir bedel belirtilmediğini, sözleşmenin resmi şekil noksanlığı bir yana sözleşmenin asli unsuru olan bedel unsurunun noksanlığı sebebiyle geçerli bir satış sözleşmesinden bahsedilemeyeceğini, davalı …’in davacıdan herhangi bir bedel almadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapusuz taşınmazlar menkul hükmünde olduğundan TMK’nin 763. maddesine göre taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerektiği, taraflar arasında menkul hükmünde olan taşınmazın mülkiyetinin devri için satış sözleşmesi yapıldığında ve taşınmazın zilyetliği alıcıya devredildiğinde alıcı mülkiyet hakkını kazanacağı, somut olayda tarafların 24.02.2009 tarihinde 300 m2 alanlı taşınmazın satışına yönelik sözleşme yaptığı, sözleşmede satışa konu taşınmazın sınırları belirtilmediği gibi satış bedeli de açıkça belirlenmediği, yine tüm dosya kapsamından sözleşme yapıldıktan sonra bu yerin davacının zilyedliğine geçtiği hususu ispatlanamadığı, şu halde davacı bu satış sözleşmesine dayanarak mülkiyet hakkını kazanamayacağı, dava konusu 816 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına esas belgelerinde 854,18 m2 yüzölçümlü olarak davalı … adına tapuya kayıt ve tescil edildiği, 816 parsel sayılı taşınmaz ile 24.02.2009 tarihli satış senedinde bildirilen taşınmazın yüzölçümleri aynı olmadığı gibi harici satış senedine konu taşınmazın dava konusu 816 parsel sayılı taşınmaz olduğu tüm dosya kapsamı ile ispatlanamadığı, yine davacının davalılar arasındaki taşınmaz satışının muvazaalı olduğu yönündeki iddiası da açıklanan nedenlerle dinlenebilir olmadığını, terditli talep olan 25.000,00 TL’nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi yönünden ise yapılan incelemede; satış senedinde bedelin kararlaştırılmadığı, davacının bu bedelin 25.000,00 TL olduğu ve davalı …’e ödendiği hususlarını ispatlamakla yükümlü olduğu, HMK’nin 200. maddesi uyarınca miktar itibariyle bu iddia senetle ispatlanmak zorunda olduğu, dava dosyasında dinlenen tanık beyanlarıyla sebepsiz zenginleşmeye yönelik iddianın sonuçlandırılması mümkün olmadığı ve davacı taraf açıkça yemin deliline de dayanılmadığı gerekçeleriyle davanın tümden reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin bedel iadesine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava, tapusuz taşınmazın harici satımına dayalı tapu iptal ve tescil, olmazsa bedelin iadesi istemine ilişkindir.
Dosyada yer alan 24.02.2009 tarihli “Satış Sözleşmesidir” başlıklı sözleşme ile; davalı … tarafından davacı …’a taşınmazın satıldığı, taşınmazın köy karar defterinde 99/A sayılı 31.01.1981 tarihli karar metninde geçen 300 metrekare taşınmaz olduğu, satış bedelinin belirlendiği ve üzerinde anlaşıldığı, satışın şahitler … şahitliğinde gerçekleştiği belirtilmiştir. Dava konusu 300 metrekare yerin, daha sonra tapulu hale gelen 816 parsel sayılı taşınmazın (854 metrekare) içinde bulunduğu gerek taraf gerek tanık beyanlarıyla sabitdir. Mahkemenin taşınmazların metrekaresinden ötürü aynı yer olmadığı yönündeki tespiti yerinde değildir.
Haricen satın alma sebebiyle ancak sözleşmenin tarafları lehine kişisel hak doğduğuna, bu kişisel hakkın sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişilere karşı ileri sürülme imkanı da bulunmadığına göre, davacının davalı …’den satış bedelini isteme hakkı vardır. Satış bedelinin ne olduğuna ilişkin bir ibareye sözleşmede yer verilmemiş olup satış bedeline ilişkin yazılı bir belge bulunmamaktadır. Davacı taraf, bedelin 25.000,00 TL olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece, bedelin HMK’nin 200. maddesi uyarınca miktar itibariyle senetle ispatlanmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Ne varki HMK’nin 202. maddesi gereği senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Somut olayda 24.02.2009 tarihli sözleşme delil başlangıcı kabul edilmelidir. Dosya kapsamı bu doğrultuda incelendiğinde sözleşmede “satış gerçekleşmiştir” şeklinde beyanda bulunulup sözleşmenin taraflardan Ramazan ve Ömer tarafından imzalanması, imza inkarında bulunulmaması, 25.000,00 TL bedeli doğrulayan tanık beyanları, teknik bilirkişinin değer raporunda tespit ettiği metrekare değerine göre 300 metrekare yerin sözleşme tarihi itibariyle değeri ve satış bedeli arasındaki orantı birlikte değerlendirildiğinde 25.000,00 TL bedelle satışın gerçekleştiği ve bunun ispatlandığının kabulü gerekir. Mahkemece, davanın bedel isteği yönünden kabülü ile davalılardan Ömer’den tahsiline karar verilmesi gerekirken yanılgılı ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle bu yönden davanın reddi hatalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (2). bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının (1). bentte gösterilen nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.