Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2018/5217 E. 2020/3444 K. 02.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5217
KARAR NO : 2020/3444
KARAR TARİHİ : 02.07.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/05/2016 gün ve 2014/907 – 2016/383 sayılı kararı bozan Daire’nin 20/06/2018 gün ve 2016/13763 – 2018/4662 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait olan Ekskavatör’ün AB Endüstriyel Tes. Ltd. Şti’ye kiralandığını, doğalgaz boru hattı döşenmesi işinde çalışmakta iken balçıklı toprağa saplandığını ve makinenin kullanılamaz hale geldiğini, çamura batmış makinenin kurtarılması için 4 adet ekskavatör kiralandığını, ancak makinelerin olay yerine ulaşması ve çalışabilmesi için zeminin kurutulması ve sertleştirilmesi zorunluluğunun hasıl olduğunu, dışarıdan olay yerine çakıl ve taş taşındığını, makine ve işçi çalıştırıldığını, ayrıca çalışmayan günlerden dolayı da zararın oluştuğunu, söz konusu makinanın davalı şirkete sigortalı olduğunu, olaydan sonra davalı şirkete yapılan başvuruda müvekkiline hasar bedeli olarak ödeme yapıldığını ancak kurtarma öncesi ve kurtarma sonrası yapılan harcamaların ödenmediğini, bu harcamaların da sigorta kapsamında olduğunu ileri sürerek sözü edilen alacaklarının tahsili için fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL’nin olay tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslahla talebini 136.598,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, sigortalı iş makinesinde meydana geldiği belirtilen 185.495,00 TL’nin 05/03/2014 tarihinde sigortalıları …ye ibraname mukabilinde ödendiğini, başkaca bir alacağın kalmadığını, makinanın hasarlanmasına sebebiyet veren AB Endüstriyel Tes. Ltd. Şti’nden ödenen bedelin tahsili amacıyla Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/315 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, mahkemece görevsizlik kararı verildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, davacının bu davayı açma hakkının bulunmadığından öncelikle husumet itirazında bulunduklarını, davacının yaptığını belirttiği masraflara ilişkin olarak da dava dilekçesinin ekinde herhangi bir belge veya bilginin bulunmadığını, oluşan arızaya ve bu arızanın giderilmesi amacıyla yapıldığı iddia edilen giderlere iş makinasını kiralayan AB Endüstriyel … Ltd. Şti’nin sebebiyet verdiği dolayısıyla davacının iddia ettiği zararı kiralayan şirketten talep etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, sigortalı makinenin kurtarma masraflarının tahsili istemine ilişkin olup, davaya konu poliçede sigortalı dava dışı Alternatif Finansal Kiralama A.Ş. sigorta ettiren davacı … olarak gösterilmiştir.
TTK’nın 1448. maddesinin birinci fıkrasında, sigorta ettiren rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda zararın önlenmesi, azaltılması ve artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkanlar dahilinde önlemler almakla yükümlü kılınmış, üçüncü fıkrasında ise sigortacının sigorta ettirenin birinci fıkra gereğince yaptığı makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, sigorta tazminatından veya bedelinden ayrı olarak tazmin etmekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.
Sigorta konusu menfaatle yakın bağlantısı sebebiyle koruma ve kurtarma masrafları sigortalı tarafından yapılacaktır. Ancak bu masrafların sigorta ettiren tarafından yapılması da mümkündür. Bu halde masrafların tazminini talep yetkisinin sigorta ettirende olduğunu kabul etmek gerekir. Başka bir ifadeyle zararın tazminine sigortalı yetkili olmasına karşın, kurtarma giderlerinden doğan masrafı talep etme yetkisinin sigorta ettirende olması mümkündür. Bunun temel nedeni, sigortacının kurtarma masrafı ödeme yükümlülüğünün ayrı bir edim yükümlülüğü niteliğinde olmasıdır. (Bakınız, …, Sigortacının Koruma ve Kurtarma Masraflarından Sorumluluğu,, syf 24)
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafından balçıklı toprağa batan sigortalı iş makinası için yapılan masrafların makina korunması, kurtarılması ve nakline ilişkin olduğu, olayın oluşumu ile örtüştüğü, bu çalışmalara ilişkin faturalarda belirtilen birim fiyatların serbest piyasa rayiçleri ile uyumlu olduğu belirtilmiş olup, sigorta ettiren davacı tarafından talep edilen masrafların, TTK’nın 1448. maddesi gereğince makul gider mahiyetinde olduğu ve davacı tarafından talep edilebileceği nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir. Bu itibarla davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 20.06.2018 tarih 2016/13763 Esas 2018/4662 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, mahkemece verilen usul ve yasaya uygun hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 20.06.2018 tarih 2016/13763 Esas 2018/4662 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, mahkemece verilen usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, peşin harcın onama harcından mahsubuyla 6.998,21 TL’nin davalıdan alınmasına, 02/07/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞIOY

Dava, finansal kiralama tüm riskler sigorta sözleşmesinden kaynaklanmakta olup sigortalı makinenin kurtarma masraflarının tahsiline ilişkindir. Davacı, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinde sigorta ettiren sıfatını taşımakta olup sigortalı ise davadışı finansal kiralama şirketidir. Kısaca söylemek gerekirse, davacı, üçüncü kişi yararına sigorta sözleşmesinin tarafı olmakla birlikte imzaladığı sözleşmeden kaynaklanan tüm haklar, bu arada sigortalı kıymeti kurtarma masraflarını talep etme hakkı da, TTK’nın 1454. maddesinin açık hükmü uyarınca, sigortalı tarafından kullanılabilir. Kurtarma masraflarının sigorta ettiren tarafından yapılmış olması
bu durumu değiştirir nitelikte olmayıp sigortalanan kıymet sigortalıya aittir. TTK’nın 1448/1. maddesinde öngörüldüğü üzere sigorta ettirene yüklenen zararın önlenmesi, artmasına engel olunması vs. önlemleri alma yükümlülüğü (ödevi) ve aynı maddenin 3. fıkrasında öngörülen sigortacının, makul kurtarma masraflarını ödeme yükümlülüğü, mezkur yasa maddesinin “sigorta sözleşmesinde tarafların hak ve yükümlülükleri” kısmında düzenlenmiş olmasından da anlaşılacağı üzere, kanun sistematiği bakımından sözleşmesel bir edim niteliğindedir. Bu anlamda, madde hükmünün “sebepsiz zenginleşme” kavramı ile ilgisi bulunmamaktadır. TTK’nın 1454. maddesinde ise, sadece sigorta tazminatı değil az yukarda açıklanan sözleşmeden kaynaklanan tüm hakların sigortalıya ait olacağı öngörülmüştür. Dairemizin 20.06.2018 tarih ve 2016/13763 Esas, 2018/4662 Karar sayılı bozma ilamında belirtilen gerekçe bu nedenle yerindedir.
Öte yandan, bir an için çoğunluk bakış açısı ile meseleye yaklaşıldığında dahi, sigorta tazminatının epeyce üzerinde olan, hatta doğrudan kurtarmaya ilişkin olmayıp eksper raporunda da belirtildiği üzere zemine yönelik masrafların, yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak TTK’nın 1448/3. maddesi uyarınca makul kabul edilmesi söz konusu olmamalıdır.
Tüm bu nedenlerle, Daire çoğunluğunun karar düzeltme isteminin kabulü ve kararın onanmasına ilişkin kararına katılamıyorum.