YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/841
KARAR NO : 2020/4245
KARAR TARİHİ : 30.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, Hazine hakkındaki davanın reddine, dahili davalılar hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalılar hakkindeki davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, dava konusu 453 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 23/144 payının kadastro tespiti sırasında Halil oğlu … adına tespit gördüğünü, …’un, taraflardan, …. ile …’un ortak murisi olduğunu, davalılardan, …, … ve …’in noterlikçe tanzim edilen 15.07.1981 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile taşınmazdaki tüm hak ve hisselerini vekil edenlerinden … ve …’e sattığını yine davalılardan …’un da noterde düzenlen 19.04.1984 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile taşınmazdaki tüm hak ve hisselerini vekil edenlerinden …’e sattığını, diğer mirasçılar ….nın bu satışlara muvafakatlarının bulunduğunu, taşınmazın 30 seneden fazla zamandan beri önce …, ölümünden sonra da mirasçıları ve bir kısım mirasçılarından hisse satın almalarından sonra da davacılar … ve … tarafından zilyet olunduğunu, bu durumda … ve …’in zilyetliklerinin, maliki evvellerinin zilyetlikleri ile birleştiğinde 40 yıla yaklaştığını, Dursun ve Ömer’in taşınmazın tamamının kendilerine satıldığı inancı ile hareket ettiklerini, satıcıların da taşınmazın tamamanın murisleri …’a ait olduğunu ve tamamını sattıklarını beyan ettiklerini, nitekim satış ile birlikte taşınmazların tamamının zilyetliğinin Dursun ve Ömer’e verildiğini, taşınmazın yarı hissesinin ise Hazine adına kayıtlı olduğunu, bu hissenin Hazine adına tescilinin doğru olmadığını, zira bu kısmın maliki belli değil ise de, taşınmazın tamamında yirmi seneden çok fazla zamandan beri nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyet olmuş bulunan davacılar adına tescili için yasal şartlar oluştuğunu, bu hisse açısından taşınmazın, maliki belli olmayan özel mülkiyete konu olabilecek bir taşınmaz olduğunu, … dışındaki gerçek kişi maliklerin ölüm tarihleri ile kadastro tespiti arasında 20 yıldan fazla süre geçtiğini, mirasçıları tarafından intikal yaptırılmadığından hukuki değerini yitirdiğini açıklayarak, davalılardan …, … ve …’e murisleri …’dan intikal eden hisselerin iptali ile davacılar Dursun ve … adına tesciline, davalı …’a murisi Halil Akyol’dan intikal eden hisselerin iptali ile davacı … adına tesciline, Hazine adına kayıtlı hissenin iptali ile mevcut hisseleriyle orantılı olarak davacılar adına tesciline, Halil oğlu … dışında kalan şahıslar adına yazılmış olan hisselerin iptali ile mevcut hisseleriyle orantılı olarak davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Hazine vekili davanın reddini savunmuş, diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın, Daire’nin 27.05.1996 tarihli ve 1995/11292 Esas, 1996/5264 Karar sayılı ilamı ile, … dışındaki gerçek kişi kayıt maliklerinin bilinmeyen ve tanınmayan kişiler olmadığı, aksine bilinen kişiler olduğu, bu durumda bu kişilere ait mirasçılık belgelerinin dosya arasına alınması, mirasçı bırakıp bırakmadıklarının araştırılması, mirasçı bırakmış ise davanın bunlara yöneltilmesi, taraf teşkili üzerinde durulması, hiç mirasçı bırakmadan vefat etmişler ise M.K’nin 448. maddesi hükmü uyarınca terekeleri Hazine’ye intikal edeceğinden böyle bir yerin M.K’nin 639/2 maddesi hükmü uyarınca kazanılmayacağının gözönünde tutulması gerektiği gerkeçeleri ile bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle yeniden yapılan yargılama sonucunda; 453 ada 8 parsel sayılı taşınmazda Halil oğlu …’un 23/144 hissesinin iptali ile davacılar adına tesciline, Hazine aleyhine açılan davanın reddine, … mirasçıları dışındaki gerçek kişi davalılar aleyhine açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi üzerine hüküm, davacılar vekili tarafından Hazine hissesi yönünden süresinde temyiz edilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, dava konusu taşınmazdaki 72/144 payın, 13.05.1980 tarihinde 2613 sayılı Kanun’un 22/H maddesine istinaden, maliki tespit edilemediğinden Hazine adına tespit ve tescil edildiği, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, taşınmazın tümünün öncesi itibariyle …’un zilyetliğinde olduğu, onun satış ve devri ile davacılara geçtiği, davacıların koşullarına uygun olarak taşınmaza zilyet oldukları, dolayısıyla Hazine hissesi yönünden davacılar lehine kazandırıcı zamanaşımı şartları oluştuğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, 72/144 Hazine payı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken ret kararı verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.