YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1654
KARAR NO : 2020/3478
KARAR TARİHİ : 08.07.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen 01/10/2013 gün ve 2013/310-2013/633 sayılı hükmün Dairemizce 12/02/2015 gün ve 2014/3717-2015/1769 sayılı ilamla bozulması üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararına ilişkin dava dosyası 02.12.2016 tarih ve 6763 sayılı Yasa’nın 43 ve geçici 4/1. maddesi uyarınca Dairemize gönderilmiş olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Ankara’da mukim müvekkili şirket ile İstanbul’da mukim dava dışı Damla Seramik İmalat ve Paz. San. Tic. Ltd. Şti. arasında bir kısım billuriye malzemelerinin davacıya vadeli olarak satışı hususunda yapılan anlaşma uyarınca söz konusu malların müvekkiline gönderildiğini, teslim sonrası dava dışı satıcı şirket ile malların bedelinin ödenmesi konusunda anlaşmazlığa düşülmesi nedeniyle dava dışı şirketin malların iadesini istemesi üzerine müvekkilinin de kendisine gönderilen malların tamamını dava dışı şirkete geri gönderdiğini, malların İstanbul’a iadesine ilişkin taşımanın davalı tarafından gerçekleştirildiğini, dava dışı Damla Seramik Şirketi yetkilisinin iade edilen malların kolilerini açarak büyük bir kısmını geri aldığını, bir kısmını ise iade almadığını üstelik sevk irsaliyesini de imzalamayıp, şoföre derhal orayı terk etmesi hususunda gözdağı verdiğini, davalı şirket şoförünün ise sevk irsaliyesini imzalamaksızın malların büyük bir kısmını gasbeden dava dışı şirket yetkilisinin bu tavrı karşısında emniyet güçlerine haber vermeden elinde kalan malları geri getirdiğini, ancak geri getirilen malzemelerin büyük bir kısmının kırık ve kullanılmaz durumda olduğunun tespit edildiğini, davalı şoförünün ağır kusurlu eylemleri sonucu müvekkilinin zarara uğradığını, dava dışı şirkete mahkeme kararına dayalı olarak müvekkili tarafından 120.003.- TL ödenmede bulunulduğunu ileri sürerek, şimdilik 15.000.- TL tazminatın davalıdan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kusurundan kaynaklanan bir ödemenin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 10.01.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu davacı tarafın yargılamanın başından beri taşınan eşyalardan bir kısmında oluşan hasarın taşıma sırasında oluşmadığını, gönderilen şirket temsilcisi … tarafından mallara zarar verildiğini, bu durumda kendilerinin ve emniyet güçlerinin haberdar edilmediğini, zararın bu sebeple oluştuğunu ve tazmin edilmesi gerektiğini iddia ettiği, bu durumda, sözleşme dışı, haksız fiilden kaynaklanan zararın davalı taşıyan şirketten tahsilinin istenilmesinin mümkün olmadığı, taşıyıcı davalı tarafından eşyanın gönderilen şirkete ulaştırıldığı, gönderilen şirket temsilcisi olduğu iddia edilen …’in eşyanın bir kısmını kabul ettiği, bir kısmını kabul etmediği, davalı çalışanı şoför Mehmet Hataş’ın keyfiyeti davacı gönderene bildirdiği ve bu konuda eşyaların Ankara’ya geri getirilmesinden hemen sonra davacının talebi üzerine Ankara 9. Noterliği’nin 24.10.2012 tarih 35000 yevmiye numaralı ifade tutanağının düzenlendiği, bunun dışında davalı taşıyan yada şoförünün bir yükümlülüğünün bulunmadığı, davalı taşıyana kusur atfı ve sonuç olarak sorumluluğuna gidilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyizi üzerine Dairenin 12.02.2015 gün 2014/3717 Esas, 2015/1769 Karar sayılı karar ile bozulmuş, yerel mahkemece kararda direnilmesi üzerine bu kez direnme kararı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi belgelere, mahkemenin direnme gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde ve buna bağlı olarak verilen nihai kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin direnme kararına yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan DİRENME HÜKMÜNÜN ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 08/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.