Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/2287 E. 2020/1631 K. 18.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2287
KARAR NO : 2020/1631
KARAR TARİHİ : 18.02.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/07/2018 gün ve 2017/858 – 2018/411 sayılı kararı onayan Daire’nin 23/01/2019 gün ve 2018/4953 – 2019/619 sayılı kararı aleyhinde davalı şirket vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, yurt dışında çalışan müvekkilinden para tahsil edilme anında ve sonrasında defalarca bizzat davalı şirket temsilcileri tarafından “parasını her istediği an geri alabileceği ve yüksek oranda kar verileceği” taahhüdü ile belge karşılığında 50.000 DM para tahsil edildiğini, davacı gibi binlerce kişiden yurt özlemi ve dini duyguların sömürülerek para toplandığını, paranın geri ödenmesi yönündeki davacı talebinin reddedildiğini, davalıların bu şekilde müvekkilinden para toplamasının Bankalar Kanunu, TTK, SPK, BK ve diğer kanunların açık hükümlerine aykırı olduğunu, SPK’nın 31. ve 30. maddeleri uyarınca hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiğini, bu usulsüzlüklerin resmi raporlarda ifade edildiğini, para toplama işinin yasa dışı yollarla ve kuryelerle yapıldığını, ilgililer hakkında ceza soruşturması ve davalar bulunduğunu, makbuzla ya da ortaklık durum belgeleri ile müvekkilinin şirket ortağı olduğunun kabul edilemeyeceğini, davacıya hisse senedi tesliminin yapılmadığını, davalı … Bayram ve yönetim kurulu üyelerinin diğer davalılar ile birlikte 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesi ile sorumlu olduğunu, şirketler paravan olarak kullanıldığından, birlikte sorumlu olduklarını ileri sürerek, davalılara verilen 50.000 DM karşılığı 54.422,00 TL’nin şimdilik 7.500,00 TL’lık kısmının ödendiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahiline, müvekkilinin davalı şirketlerle kurulmuş geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş; ıslah dilekçesiyle, talebini yükseltmiş; birleşen davada ise, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere kalan 43.117,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini istimiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, ıslah talebi ile ilgili davanın derdestliğini koruduğu, dava şartlarından olan bu hususun sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı, dava şartı yokluğu nedeniyle birleşen davanın usulden reddi gerektiği gerekçesiyle, davalı … yönünden asıl davanın kısmen kabulü kararı kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı … yönünden asıl davanın reddi kararı kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacının davalı şirketin ortağı olunmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının reddine ilişkin karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı …Ş yönünden ise davalı … Bayram aleyhine hükmedilen miktarla mükerrer ödemeye yol açmamak kaydıyla 3.834,00 TL’nin davalı şirketten yasal faizi ile tahsiline, ıslah talebinin dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, davalı …’e yönelik birleşen ek davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, birleşen ek davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karar davalı şirket vekilinin temyiz istemi üzerine dairemizce onanmıştır.
Bu kez, davalı şirket vekili karar düzeltme talep etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davalı … Bayram yönünden asıl davanın kısmen kabulü kararı kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı … yönünden asıl davanın reddi kararı kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacının davalı şirketin ortağı olunmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının reddine ilişkin karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı …Ş yönünden ise davalı … Bayram aleyhine hükmedilen miktarla mükerrer ödemeye yol açmamak kaydıyla 3.834,00 TL’nin davalı şirketten yasal faizi ile tahsiline, ıslah talebinin dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, davalı …’e yönelik birleşen ek davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, birleşen ek davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’nun 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ”31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun’un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu’nun 16. maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re’sen bozulmasına karar vermek gerektiğinden Dairemizin 23.01.2019 tarih 2018/4953 Esas, 2019/619 Karar sayılı onama ilamı kaldırılarak, yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı şirket vekilinin karar düzeltme itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Dairemizin 23.01.2019 tarih 2018/4953 Esas, 2019/619 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak hükmün asıl davaya ilişkin kısmının değişik gerekçeyle resen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin karar düzeltme itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyen davalı şirkete iadesine,18/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.