YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/30281
KARAR NO : 2013/38976
KARAR TARİHİ : 06.12.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından bir adet çeke dayalı olarak yapılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe karşı borçlu vekilinin, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde takip dayanağı çekin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek icranın geri bırakılması talebi ile icra mahkemesine başvurduğu; mahkemece şikayetin kabulü ile icranın geri bırakılmasına karar verildiği; alacaklı vekilinin temyizi üzerine mahkemece verilen ek karar ile icranın geri bırakılmasına ilişkin kararın İİK’nun 363. maddesine göre kesin nitelikte olduğu gerekçesi ile temyiz talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemenin ilk kararı İİK’nun 363. maddesi gereğince temyizi kabil bir karar olduğundan temyiz isteminin reddine ilişkin 01/08/2013 tarih ve 2013/450-588 sayılı ek kararının oybirliği ile kaldırılmasına karar verildikten sonra alacaklının esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi:
6762 Sayılı TTK.’nun 726. maddesinde çek için düzenlenen zamanaşımı süresi 6 ay iken 03.02.2012 tarih ve 28193 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 6273 Sayılı Kanunun 7. maddesiyle bu süre üç yıla çıkarılmıştır. Yine 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı TTK.nun 6273 Sayılı Kanunun 8. maddesi ile değişik 814. maddesine göre de çeklerde zamanaşımı süresi üç yıldır.
İlke olarak herhangi bir kanun veya düzenleyici kural, hukuksal sonuçlarını yürürlüğe girdiği tarihten sonrası için doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da, yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilememeleri yani geçmişe etkili olmamalarıdır. Yasaları uygulama durumunda bulunanlar, başta mahkemeler olmak üzere, onları geriye yürür sonuçlar doğuracak şekilde yorumlamamakla yükümlüdürler. Hukuk güvenliği bunu gerektirir. Kanun koyucu bu kaidenin aksine düzenleme yapabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.03.1988 tarih ve 1987/2-860 E., 1988/232 K.; 13.10.2004 gün ve 2004/10-528 E., 2004/533 K.; 06.04.2005 tarih ve 2005/10-183 E., 2005/241 K. sayılı kararları da aynı yöndedir. Bundan ayrı, devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural, “derhal yürürlüğe girme” (I’etfet immediat de la loi novelle) niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumların yeni yasa veya düzenleyici kuraldan etkilenmemesi, kazanılmış hakların saklı tutulması gereğinden kaynaklanan bir sonuçtur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesi hükmüne göre, Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir. Kazanılmış hak kavramı, her ne kadar açık bir biçimde Anayasa’da düzenlenmemiş ise de, bunun hukuk devleti
kavramının temel taşlarından biri olduğu ve Anayasanın bünyesinde mündemiç bulunduğu, Türk Kamu Hukuku’nda, öğretide ve yargısal kararlarda benimsenmektedir.
6763 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Mer’iyet Ve Tatbik Şekli Hakkında Kanun’un 2. maddesinde Türk Ticaret Kanunu’nun mer’iyetinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı sürelerinin eski kanun hükmüne tabi olacakları düzenlenmiştir. Yine 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6103 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 6/1.maddesinde; “Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri ile hak düşürücü süreler eski hukuka tâbidir.” düzenlemeleri yer almaktadır. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde; Türk Ticaret Kanunu’nda zamanaşımı sürelerinin başladığı tarihe göre belirlenmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.
Bütün bu yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında çekler yönünden zamanaşımı süresinin başladığı tarihte hangi yasa yürürlükte ise o yasada öngörülen zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. Buna göre, çek hakkında zamanaşımı süresi ibraz süresinin bitmesi ile başlayacağına göre çekin ibraz süresinin sona erdiği tarihte geçerli olan zamanaşımı süresinin nazara alınması zorunludur. Bu nedenle 6762 Sayılı TTK.’nun 726.maddesini değiştiren 6273 Sayılı Kanunun 7. maddesinin yürürlüğe girdiği 03.02.2012 tarihinden önce ibraz süresi dolan çeklerde zamanaşımı süresi 6 ay, ibraz süresi bu tarihten sonra dolan çeklerde ise 3 yıldır.
Somut olayda, 17/10/2008 keşide tarihli çeke dayalı olarak 17/10/2008 tarihinde kambiyo takibine başlanmış, ödeme emri 11/02/2009 tarihinde şikayetçi borçluya tebliğ edilmiştir. Takibe konu çekin ibraz süresinin bitim tarihi 27/10/2008 olup bu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK.’nun 726. maddesi uyarınca takip dayanağı çek 6 aylık zamanaşımı süresine tabidir. Takibin kesinleşmesinden sonra şikayetçi borçlu hakkında 21/05/2009 – 26/01/2010, 31/05/2010 – 04/11/2010, 04/03/2011 – 03/10/2011, 26/10/2011 – 14/08/2012 ve son olarak 14/08/2012 – 21/03/2013 tarihleri arasında 6 aydan fazla süre ile zamanaşımını kesen icra takip işlemi yapılmadığı anlaşılmıştır.
Takibe konu çekin keşide tarihine göre ibraz süresinin bitim tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 726. maddesi gereğince olayda 6 aylık zamanaşımı süresinin uygulanacağının ve buna göre takipte zamanaşımının gerçekleştiğinin anlaşılmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun mahkeme kararının İİK.’nun 366. ve HUMK.’nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 24,30 TL onama harcı temyiz edenden alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.