YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/21189
KARAR NO : 2020/3405
KARAR TARİHİ : 15.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı dava dilekçesinde, tarafların murisi adına kayıtlı taşınmaz üzerinde kendisi tarafından murisin sağlığında yaptığı muhdesatların kendi adına aidiyetinin tespitini talep etmiştir.
Davalılar ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçesinde özetle, muris rahatsızlanınca işlerini yönetmesi için davacıya rıza gösterdiğini, muhdesatların muris tarafından yaptırıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine dair verilen karar davacı tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay bozma ilamında davacının taleplerinin ayrıntılı belirlenmesi ve kalıcı yapı niteliğinde olanlar hakkında kabul kararı verilmesi gerektiği belirtilmiş, bozma ilamına uyan Mahkemece, bu sefer davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesat tespitine ilişkindir.
1. Temyiz edenin sıfatına ve temyiz nedenlerine göre; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kural olarak, bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 sayılı TMK’nin 684/1 maddesi). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK’nin 718. maddesi). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Duraksamadan belirtmek gerekir ki; mevcut bir muhdesata sonradan yapılan imalatlar yeni bir muhtesat meydana getirme sayılamayacağı gibi, bu amaçla yapılan giderler de mevcut muhtesata değer kazandıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. Aynı şekilde bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar da teferruat niteliğindedir. Bu nitelikteki eşyalar yönünden muhtesat aidiyeti davası açılamayacağı, iyileştirici nitelikteki giderlerden paya düşenden fazlasını ancak koşullarının varlığı halinde sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile istenebileceği kuşkusuzdur. Eda davası açma hakkının bulunduğu hallerde bu davaya öncü olacak bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğundan söz edilemez.
Somut olayda, 08.03.2016 havale tarihli inşaat mühendisi bilirkişi Mesut Kayalı tarafından düzenlenen raporda B, E, F, G harfli yerler kalıcı nitelikte yapı olup dosya içeriğinden de davacı tarafından meydana getirildiği anlaşılmakla bu yapılar hakkında talebin reddine karar verilmesi ve D harfli yer hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2.) bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1.) bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.