YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/14335
KARAR NO : 2020/1357
KARAR TARİHİ : 03.06.2020
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL, TAPU İPTALİ VE TESCİL
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “tespite esas alınan tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri varsa miktar artırımına ilişkin mahkeme ilam ve krokisi ile revizyon gördüğü taşınmazların kadastro tutanaklarının getirtilerek mahallinde uygulanıp kapsamının belirlenmesi, kayıt malikleri arasında taksim yapılıp yapılmadığı, davacı tarafın sözünü ettiği patika yolun yılın belli zamanlarında kullanılan bir yol mu yoksa kadimden beri kullanılan yol mu olduğu hususlarının açıklığa kavuşturulması, davacının revizyon gören kayıtlardaki payına isabet eden miktarın uzman bilirkişiye hesaplattırılması, ayrıca tescili talep edilen su gözesine ilişkin davanın jeolog bilirkişi raporu dikkate alınarak bu nitelikteki bir suyun şahıs adına tesciline karar verilmesi mümkün olmadığından reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 140 ada 2 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 313,80 metrekarelik bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıtlı 140 ada 1 parsel sayılı taşınmaza eklenmesi suretiyle tapuya tesciline, fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen 11,26 metrekarelik bölümünün çekişmeli 140 ada 2 parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile yol olarak terkinine, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen tescil harici bölüm hakkında açılan davanın ise reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili, davalı Hazine temsilcisi ile davalı … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekili ile davalı Hazine temsilcisinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile, çekişmeli 140 ada 2 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA,
2- Davalılar vekilinin fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinnde; Mahkemece, dava konusu 140 ada 2 parsel sayılı taşınmazın nizalı bölümünün fiilen patika yol olduğu ve söz konusu bölümün uzun yıllardır da patika yol olarak kullanıldığı kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Çekişmeli taşınmaz ile dava dışı birçok taşınmaza revizyon gören Eylül 313 tarih ve 2 sıra numaralı tapu kaydı ve gitti kayıtlarının taşınmazı kapsadığı tarafların da kabulünde olup taşınmaza uyup uymadığı noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tapu kayıt kapsamında kalan taşınmazın bir bölümünde umuma ait patika yolun varlığının kabulü mümkün bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümüne ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, soyut beyanlara itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davalılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin hükmün BOZULMASINA,
3- Davalılar vekilinin fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; çekişmeli taşınmazın tarafların murisleri adına kayıtlı tapu kapsamında kaldığı ve murislerince taksim edildiği, davacı ve davalı tarafın kabulünde olup ihtilaf konusu değildir. Taraflar arasındaki ihtilaf çekişme konusu taşınmaz bölümünün taksimen kime isabet ettiği noktasındadır. Dava konusu taşınmazın taksim edildiği iki tarafın da kabulünde olduğuna göre taksimen hangi tarafa kaldığının belirlenmesi gerekir. Ancak, mahkemece taşınmaz başında yapılan keşifte, taşınmaz bölümünün kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı ve taksimde hangi tarafa isabet ettiği mahalli bilirkişi ve tanıklara etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmamış, taşınmazın hali hazırda davacıya ait olduğu yönündeki soyut beyanlarla yetinilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemektedir.
Hal böyle olunca, sağlıklı sonuca varılabilmesi için mahkemece, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, taşınmaz bölümünün kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taksim sonrasında kime isabet ettiği, taşınmaz bölümünün davacının iddia ettiği gibi taksimen murisine kalıp kalmadığı, taşınmaz üzerinde davacı tarafın murisinin zilyetliğinin bulunup bulunmadığı etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki olduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkiler giderilmeye çalışılmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; bu şekilde çekişmeli taşınmaz üzerinde taksim tarihinden tespit tarihine kadar kimin zilyet olduğu tereddütsüz belirlenmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlara riayet edilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölüme ilişkin hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
03.06.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.