YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16054
KARAR NO : 2020/3620
KARAR TARİHİ : 17.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kıyı Kenar Çizgisinin İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın görev yönünden reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ve davalı Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili; müvekkillerinin kadastro mahkemesinde yargılaması devam eden … Köyünde kain 7, 77 ve 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazların malikleri olduğunu, taşınmazların bulunduğu beldeye ilişkin olarak Kıyı Kanun’un 9. maddesi uyarınca davalı Bakanlık tarafından 19.12.2011 tarihinde onaylanan ve belirlenen kıyı kenar çizgisinin usul ve yasaya, hakkaniyete, yörenin özelliklerine, bitki örtüsüne, toprak yapısına, oluşum biçimine, tarımsal karakterine, geleriç özel orman statüsüne, kadastro tespitlerine, nazım ve uygulama imar planı statüsüne tümüyle aykırı biçimde tespit edildiğini, mülkiyet hukukundan kaynaklanan tüm yuşmazlıkları çözümlemek görevinin adli yargıya ait olduğunu, 3621 sayılı Yasa’nın kenar çizgisi yönünden adli yargı yerinin görevini kısıtlamadığını, daraltmadığını ve ortadan kaldırmadığını öne sürerek davalı Bakanlık tarafından 19.12.2011 tarihinde onaylanan kıyı kenar çizgisinin yeniden tespiti ile önceki kıyı kenar çizgisinin iptaline ve yeni kıyı kenar çizgisinin paftalarına işlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Bakanlık vekili; davanın görev, derdestlik ve zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalı Samsun Valiliği, usulüne uygun tebligata rağmen yasal süresi içerisinde cevaplarını bildirmediği gibi duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece, İdari Yargılama Usulu Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca idari işlemleri karşı açılacak davada görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğu, davacıların talep sonucunun idari işlemin iptali niteliğinde olması ve anılan talebin adli mahkemelerin görev dışında kalması, mahkememizin görevsiz olması nedeni ile reddine, dosyanın görevli ve yetkili Samsun İdare Mahkemesine gönderilmesine, HMK’nin 20. madde gereğince tarafların kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde başvuru yaparak dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri halinde dosyanın Samsun İdare Mahkemesine gönderilmesine, alınması gerekli 27,70 TL harçtan dava dilekçesi ile peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile arta kalan 313,85 TL harcın karar kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine, davacı tarafından yapılan yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkeme tarafından karar verilmesine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, idarece oluşturulan kıyı-kenar çizgisinin iptali istemine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yazılı şekilde hüküm verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
6100 sayılı HMK’nin 114/1-b maddesine göre “yargı yolunun caiz olması” dava şartı olup mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.
Mahkemece, 6100 sayılı HMK’nin 114/1-b maddesine göre dava şartı olan “yargı yolunun caiz olmaması” nedeniyle davanın usulden reddine karar verilip yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde HMK’nin 20. madde kapsamında gönderme kararı verilmesi doğru olmamış ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hüküm fıkrasının aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilmesine karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hüküm fıkrasının silinerek, yerine;
“1.Davaya bakmaya idari yargının görevli olması sebebiyle 6100 sayılı Yasa’nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine,
2.Karar tarihi itibarıyla alınması gereken 27,70 TL karar ve ilam harcının dava açılırken peşin olarak yatırılan 341,55 TL harçtan mahsubu ile bakiye 313,85 TL harcın kararın kesinleşmesini müteakip isteği halinde davacı tarafa iadesine,
3.Davalı Bakanlık kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi uyarınca 1.500,00TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı Bakanlığa verilmesine,
4.Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5.Karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının davacı tarafa iadesine,” paragrafının yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,17.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.