YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/868
KARAR NO : 2012/2963
KARAR TARİHİ : 09.02.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 3000 TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı dilekçesinde; davalının Lisede Müdür olduğunu, kendisinin de aynı lisede hizmetli olarak çalıştığını; 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu uyarınca son üç yıla ait sicil raporlarını istediğinde, 2007 yılına ait raporda, davalı tarafından el yazısı ile “Gayretli değil, çalışmayı sevmez, itibarı zayıf” ifadesinin yazılı olduğunu gördüğünü; davalının, kendisini küçük düşüren ve rencide eden haksız tutumu sonucu; içine düştüğü sıkıntı ve üzüntü nedeniyle, 3.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; “Davacı, kamusal görev yapan davalının kamu yasalarından kaynaklanan bir görevin yerine getirilmesi sırasında zarara uğradığını ileri sürdüğüne göre, zararın gerçekleşmesi hizmet kusuruna dayandığından 2577 sayılı Yasa’nın 2.maddesi gereğince dava idari yargının görev alanına girmektedir. Davalıya okul müdürü sıfatıyla davanın açıldığı anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir, Gerekçesiyle” dava dilekçesinin görev yönünden reddi cihetine gidilmiştir. Hükmün davacı tarafından temyizi üzerine; Dairemizin, 21.06.2011 gün ve 2011/8994-10669 sayılı ilamı ile “…Davada, okul müdürü olan davalının, görev yetkisi dışına çıkarak, haksız eylemi neticesinde zarar verdiği iddia olunarak; manevi tazminat istenilmektedir. Borcun sebebi; kamu görevinin yerine getirilmesinden doğan bir zarar olmayıp, okul müdürünün salt kişisel kusuru (haksız fiil) nedeniyle zarara uğradığı iddiasına dayalı bulunmaktadır.O halde, mahkemece; davanın Adli Yargıda bakılması gereken, BK’nun 41 ve devamı maddelerine göre açılmış bir tazminat davası olduğu gözetilerek esası hakkında inceleme ve araştırma yapılıp, sonucu dairesinde bir hüküm kurulması gerekmektedir. Gerekçesiyle”, mahkeme kararı bozulmuştur.Mahkemece, bozmaya uyulmuş, yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, 3.000.00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 31.05.2010 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davada, davalının birinci sicil amiri olarak düzenlediği 2007 yılına ait sicil raporunda; davacıyla ilgili olarak “Gayretli değil, çalışmayı sevmez, itibarı zayıf” ifadesini kullandığı; bu suretle davacıyı küçük düşürdüğü ve rencide ettiği ileri sürülerek; manevi tazminat istenilmiştir.Manevi tazminat, haksız bir eylemin yarattığı üzüntünün, duyulan elem ve acıların giderilmesini amaçlayan bir ödencedir. Manevi zarar, mal varlığına dokunmayan, yaşam, sağlık, namus, sır, aile mahremiyeti gibi mal varlığı harici varlıklarda meydana gelen azalma olup, bu zarar manevi tazminatla giderilmeye, azaltılmaya çalışılmıştır.Borçlar Kanununun 49.maddesi gereğince kişisel çıkarları (hakları) halele uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir.Bir kişinin üzerine suç atılması veya haksız yere saldırıda bulunularak, onun, kişisel değerlerinden olan onur ve saygınlığının toplum içinde tartışılmasına ve dolayısıyla yaralanmasına neden olunduğu takdirde de; manevi tazminat talebinde bulunulabilir. Ne var ki, somut olayda; davacı, davalının müdür olarak görev yaptığı okulda hizmetli olarak görev yapmakta olup; davalı, sicil amiri durumundadır. Sicil amiri olarak düzenleyeceği raporda, mahiyetinde çalışan kişinin hizmete yönelik çalışmaları yanında kişilik yapısını ve ahlaki durumunu da değerlendirip, raporda yansıtması gerekir. Kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddia edilen sicil raporunda; davalının 1.sicil amiri olarak verdiği sicil notları “70” puan ve üzeridir. Sicil amirinin düşüncesi bölümünde yer alan “Gayretli değil, çalışmayı sevmez, itibarı zayıf” ifadelerinin ise; davacıyı rencide edici, onur ve itibarını zedeleyici bir yönü bulunmamaktadır. Kaldı ki, sicil raporları gizli olarak düzenlendiğinden, üçüncü kişilere veya topluma karşı davacıyı küçük düşürecek bir niteliği de bulunmamaktadır. Sicil amirinin mahiyetindeki memurla ilgili düşüncelerini, rapordaki yazılması istenen sütuna yazmış olması, keyfi davranıldığı ve keyfiliğe yol açacağı anlamına gelmez. Bu bağlamda, davalının eylemi; haksız fiil niteliğinde olmayıp, görevin gereklerini yerine getirme olarak kabul edilmelidir.
Mahkemece; unsurları sabit olmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde manevi tazminata hükmedilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.