YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5595
KARAR NO : 2012/2207
KARAR TARİHİ : 26.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Sınırlandırmanın iptali ve tescil
… ile Hazine ve … aralarındaki sınırlandırmanın iptali ve tescil davasının kabulüne dair Dinar Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 07.04.2011 gün ve 370/119 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; 116 ada 89 parseldeki taşınmazın müvekkilinin eşi İbrahim’den kaldığını yüz yıldan fazla süredir kullandığını, ziraat yaptığını, koyunların ağılı ve yıkıntılarının halen taşınmaz üzerinde mevcut olduğunu, bu nedenle taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkil adına tescilini istemiştir.
Hazine vekili 26.01.2007 tarihli cevap dilekçesinde; taşınmazın iktisaba elverişli olmadığını, mer’a ile senetsiz araştırmasının yapılması ve tutanak bilirkişilerinin dinlenmesi, taksim hususunun açıklattırılması gerektiğini belirtmiştir.
Davalı … duruşmalara ve keşfe katılmamıştır.
Mahkemece; davacıya ait tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsadığı, eşi vasıtası ile zilyetliği 20 yıldan fazla sürdüğünden davaya konu taşınmazın tapusunun iptaliyle davacı adına tesciline karar vermiştir. Hüküm, davalı … vekilince temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; davaya konu 116 ada 89 parsel sayılı taşınmaz komşu 13 parsel sayılı taşınmaza uygulanan 1986 tarih iki sıra nolu tapu kaydının miktar fazlası olarak ve harman yeri vasfıyla 30.06.1997 tarihinde sınırlandırılmasının yapıldığı, yapılan sınırlandırmanın 21.05.1998 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de verilen karar hatalıdır. Davacı adına kadastro yolu ile tespit edilen dava dışı 116 ada 13 parsel kadastro sırasında revizyon gören 12.05.1986 tarih iki sıra numaralı tapu kaydı uyarınca tespit ve tescil edilmiştir. Davacının zilyetliği komşu parsel olan 116 ada 13 parseli tapudan satın aldığı 12.05.1986 tarihinden başlar. Bu tarihten kadastro tespitinin yapıldığı 30.06.1997 tarihine kadar kazanım için yeterli 20 yıllık zilyetlik süresi dolmamıştır. Ayrıca 25.06.2010 tarihinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve davacı tanıkları davaya konu taşınmazın üzerinde ağıl yapılmak suretiyle kullanıldığını beyan etmiştir. Bu tür zilyetliğinde Dairemizin kabul ettiği kararlık kazanmış
Yargıtay uygulamasına göre mülkiyetin kazanmayı sağlayıcı nitelikte bulunmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.