Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5309 E. 2020/5186 K. 21.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5309
KARAR NO : 2020/5186
KARAR TARİHİ : 21.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Kal Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline ait taşınmaza komşu parsel maliki olan davalının baraka yapmak suretiyle müdahale ettiğini belirterek, elatmanın önlenmesini, yapının kal’ini ve satın alma tarihi olan 28.01.2013 tarihinden itibaren ecrimisil talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. Davalı beyanında, müdahaleden haberinin olmadığını, kendisine ait olduğunu düşünerek yaptığını belirterek temliken tescil talebinde bulunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın elatmanın önlenmesi ve kal yönünden kabulüne, ecrimisil yönünden ise taşınmazın gelir getirebilecek arsa niteliğinde olduğu hususu ispatlanamadığından reddine dair verilen karar, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil talebine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat türüdür. Nitekim, 08.03.1950 tarihli ve 1949/22 Esas, 1950/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle;
a) Haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklindeki olumlu zarar,
b) Kullanmadan doğan olumlu zarar,
c) Malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (Hukuk Genel Kurulunun 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120 Esas, 2004/96 Karar sayılı ilamı).
Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hâkimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Öte yandan; ecrimisile hükmedilebilmesi için, taşınmazdan davacı tarafın ne şekilde ekonomik gelir elde ettiği hususunun ispatı zorunlu olmadığı gibi haksız olarak kullanılan taşınmazın ekonomik tahsis amacı itibariyle gelir getirmeye özgülenmemiş olması dahi sonuca etkili değildir.
Somut olayda dava konusu 646 numaralı parsel tarla niteliğinde olup yukarıdaki ilkeler ışığında zirai bilirkişi aracılığıyla talep edilen dönem için ecrimisil hesaplanması gerekirken, elatmanın önlenmesi ve kal talebi kabul edildikten sonra, taşınmazın gelir getirebilecek arsa niteliğinde olduğu hususu ispatlanamadığından ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2.) bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1.) bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin itirazlarının REDDİNE, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 192,84 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 578,52 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 21.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.