Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/6999 E. 2013/4256 K. 26.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6999
KARAR NO : 2013/4256
KARAR TARİHİ : 26.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davacılar ve davalı … vekilince istenmiş davalı … vekilince duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 26.3.2013 Salı günü davacılar … ve … vekili Av. … ve davalı … vekili Av. … geldi. Davalı …tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacılar ve davalı … vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin oğlunun davalıların işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı oldukları araçta yolcu iken gerçekleşen tek taraflı kazada vefat ettiğini ve müvekkillerinin bu suretle oğullarının desteğinden mahrum kaldıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle her bir davacı için 10.000 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, her bir davacı için 40.000 TL manevi tazminatın davalı …’ndan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 11.11.2011 havale tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini davacı … için 14.881,52 TL, davacı … için 20.427,64 TL’ye yükselttiklerini bildirmiştir.
Davalı … şirketi vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde, davacıların oğlunun araçta hatır için taşındığını, bunun da müvekkilinin sorumluluğunu ortadan kaldırdığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulü ile davacı … için 14.881,52 TL, davacı … için 20.427,64 TL maddi tazminatın davalı … yönünden 14.04.2009 kaza tarihinden, davalı … şirketi yönünden 23.12.2009 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile ayrı ayrı 7.000 TL manevi tazminatın 14.04.2009 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı …’ndan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı … vekili ve davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde ve yargılamanın her aşamasında, davacıların murisinin hatır için taşındığını ve alkollü sürücünün aracına bilerek bindiğini ileri sürmüştür.
Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda BK.’nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hâkim, tazminattan mutlaka indirme yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. O halde mahkemece, bu savunma üzerinde durularak, taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların
yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartları göz önüne alınarak araştırma ve inceleme yapılması gerekmektedir.
Ayrıca Borçlar Kanunu’nun “Tazminat miktarının tayini” başlıklı 43. maddesinde; hakimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş, “Tazminatın tenkisi” başlıklı 44. maddesinde de; zarar gören taraf zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmış; eğer zarar kasten veya ağır bir ihmal ya da tedbirsizlikle yapılmamış ve tazmini de borçluyu müzayakaya maruz bırakacak ise hakimin, zarar ve ziyan miktarını hakkaniyete uygun olarak indirebileceği belirtilmiştir.
Somut olayda; davacıların murisi ile içinde yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün ve davalının dava dışı oğlunun arkadaş oldukları ve olay günü de birlikte gezintiye çıktıkları hususu ve dolayısıyla taşımanın bir hatır taşıması olduğu hususu sabittir. Bu durumda mahkemece hakkaniyete uygun bir miktarda tazminattan indirim yapılması gerekirken, davalının itirazları tartışılmaksızın karar verilmiş olması doğru değildir. Davalı vekili, olay anında sürücünün alkollü olduğunu ve müteveffanın bu durumu bilerek araca bindiğini de ileri sürmüş, mahkemece bu husus araştırılmamıştır. Mahkemece, ceza dosyası da getirtilerek, tarafların kaza anındaki alkol durumları ile müteveffanın alkollü kişinin aracına binmekle olayda müterafik kusuru bulunup bulunmadığı ve tazminattan bu durum nedeniyle de ayrıca bir indirim yapılması gerekip gerekmediği hususunun değerlendirilerek karar yerinde tartışılması gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiş, bozma sebebi yapılmıştır.
3-Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önüne alarak manevi tazminat adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para
tutarının adalete uygun olması gerekir. Tazminatın amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmaktır. Somut olayda, tarafların kusur oranı, ölen kişinin yaşı, ölüm olayı nedeniyle davacılarca duyulan acı ve kaza tarihi gibi hususlar dikkate alındığında, davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarı, duyulan acıyı, çekilen sıkıntıyı hafifletebilecek düzeyde olmayıp, makül ölçüde manevi tazminat takdiri gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 990.00 TL vekalet ücretinin davalı …’ndan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, 990.00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı …’na verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ve davalı …’na geri verilmesine 26.3.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.