Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/5457 E. 2013/4956 K. 04.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5457
KARAR NO : 2013/4956
KARAR TARİHİ : 04.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … Tic AŞ vekili ve davalı … Sigorta AŞ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın, 28.05.2004 tarihinde müvekkili …’a çarptığını, adı geçen davacının ağır derecede yaralanarak sakat kaldığını belirterek 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuştur. Davacı vekili yargılama sırasında, manevi tazminat isteminden feragat edildiğini bildirmiş ve yargılamanın maddi tazminat istemi yönünden devamını istemiştir.
Davacı vekili tarafından, 12.03.2008 günlü ıslah dilekçesi verilerek, maddi tazminat istem miktarı, yargılama sırasında düzenlenen tazminat bilirkişi raporu doğrultusunda artırılmış ve toplam 38.195,91 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi istenmiştir.
Davalı … vekili ile diğer davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, “…manevi tazminat isteminin feragat nedeniyle reddine, maddi tazminat isteminin kabulü ile toplam 38.195,91 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı … şirketinin poliçe limiti ile sorumluluğuna, dava dilekçesinde istenen 10.000,00 TL için dava tarihinden itibaren, ıslah dilekçesi ile artırılan bölüm 28.195,91 TL için de ıslah tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine…” karar verilmiştir. Karar, davalı … Tic AŞ vekili ve davalı … Sigorta AŞ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, yargılama sırasında manevi tazminat isteminden feragat etmiş ve mahkemece de maddi tazminat yönünden yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan, … Hastanesi’nin 20.12.2005 tarihli Sağlık Kurulu Raporu’nda, davacının, post travmatik organik psikoz, sol alt ekstremitede monoparazi, opere sudural opere sol tibia kırığı nedeniyle iş göremezlik oranının % 70 olduğu belirtilmiştir. Ancak, bu rapor, karar vermeye elverişli değildir.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre; çalışmakta iken sakat kalan davacının uğradığı maddi zararın hesaplanmasında, uğradığı sakatlık oranı değil, bu sakatlık nedeniyle ortaya çıkan iş göremezlik, diğer anlatımla, çalışma ve kazanma gücündeki kayıp oranı esas alınmalıdır. Bu durumda mahkemece, davacının tüm raporları eklenerek Adli Tıp Kurumu’ndan, SSK Sağlık İşlemleri Tüzüğünde öngörülen kriterlere göre, zararın hesaplanmasına temel oluşturulacak kazaya bağlı iş göremezlik (maluliyet) oranı ve post travmatik psikoz arızasının kazaya bağlı olup olmadığı hususlarında rapor alınıp, davacının kazaya bağlı işgücü kaybı oranı usulüne uygun olarak belirlendikten sonra, tazminat hesabı için aktüerya uzmanı bilirkişiden rapor alınması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda adı geçen tüzüğe uygun olmayan ve denetime elverişsiz hastane raporuna dayanılarak ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Ceza mahkemesince, olayla ilgili açılan ceza davasının yargılaması sonucunda, alınan bilirkişi raporuna göre davalı sürücünün 5/8 oranında kusurlu olduğu benimsenerek cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan tazminat bilirkişi raporunda ise, davacının % 70 oranında daimi iş göremezlik oranının 38.195,00 TL olduğu belirtilmiş, ancak zarar miktarı hesaplanırken kusur yönünde indirim yapılmamıştır. Mahkemece de bilirkişi raporunda kusur indirimi yapılmadan belirlenen zarar miktarına hükmedilmiştir. Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş ceza mahkemesi kararına göre davalı sürücünün olayda 5/8 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. Bu kusur oranı, ceza mahkemesince belirlenen maddi olgulara, olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun bulunmuştur. Şu durumda; mahkemece, bilirkişi raporu ile belirlenen maddi tazminat miktarından 3/8 oranında kusur indirimi yapılarak davalı yan kusuru oranında sorumlu tutulması gerekirken, bu yön gözetilmeden yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık, davalı şirketin işleten sıfatının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2918 sayılı KTK.nun hükümlerine göre, trafik kaydı “işletenin” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, “İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, moturlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay’ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Somut olayda, trafik kazası 28.05.2004 tarihinde meydana gelmiştir. Kazaya neden olan aracın olay tarihi itibariyle kayden maliki davalı … Tic A.Ş olup bu aracın 11.09.2002 tarihinden başlamak üzere 36 ay süre ile dava dışı … ve Montaj Sanayi Ürünleri Pazarlama şirketine kiraya verildiğine ilişkin kira sözleşmesi dosyaya sunulmuştur. Ne var ki, bu konuda sunulan deliller üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte değildir. Bu konuda ibraz edilen belge ve deliller değerlendirilirken özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratılmaması gerekir.
O halde mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler de göz önünde bulundurularak davalı … Tic A.Ş aracını dava dışı şirkete kiraladığına göre, bu kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, ibraz edilen sözleşme yükümlülüklerinin kim tarafından yerine getirildiği, gerektiğinde işleten ve kiracının varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat, cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak varılacak uygun sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ; Yukarıda (1),(2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı … vekili ile … Sigorta A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün kararı temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … Turizm Taşımacılık A.Ş ile … (İsviçre) Sigorta A.Ş.ne geri verilmesine 4.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.