YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4526
KARAR NO : 2020/7669
KARAR TARİHİ : 24.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanığın, katılanı 6136 sayılı Kanun kapsamına giren bıçakla batının sağ kasığa yakın bölgesinden, batının sol yan bölgesinden ve sağ toraks bölgesinde koltuk altından 10 cm aşağısından bıçakladığı, katılan hakkında aldırılan Osmaniye Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 29.6.2015 tarihli raporunda iç organ yaralanması (ince bağırsak), iç kanama (hemoperitoneum), büyük damar yaralanması (iliak arter ve ven) ve pnömotoraksa neden olan delici-kesici alet yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğunun belirtildiği, ancak her bir yaralanmanın niteliği ve ayrı ayrı yaşamsal tehlikeye neden olup olmadığı hususunda açıklık olmadığının anlaşılması karşısında, katılandaki her bir yaranın niteliği ve ayrı ayrı yaşamsal tehlikeye neden olup olmadığı hususlarında en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğünden ayrıntılı rapor aldırıldıktan sonra görev hususu da düşünülerek sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
3) Temel ceza belirlenirken darbe sayısına, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığına göre, TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesi nazara alınarak sonuç cezaya etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4) Sanığa 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e maddeleri uygulanarak verilen “1 yıl 6 ay’” hapis cezasının TCK’nin 87/1-d maddesi gereğince bir kat artırılması ile “2 yıl 12 ay” hapis cezasına çıkartılması gerekirken, artırım sonucu gösterilmeksizin doğrudan cezanın TCK’nin 87/1-son maddesi gereği 5 yıl hapis cezasına çıkarılması suretiyle 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesine aykırı davranılması
5) 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 29. maddeleri uyarınca belirlenen 3 yıl 9 hapis cezasından 5237 sayılı TCK’nin 62. maddesi uyarınca (1/6) oranında indirim yapılırken “3 yıl 1 ay 15 gün” hapis cezası yerine hesap hatası yapılarak “2 yıl 13 ay 15 gün” hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
6) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 24.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.