YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1840
KARAR NO : 2012/7111
KARAR TARİHİ : 19.03.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde mal kaçırmak kastıyla yapılan vasiyetnamenin davacıların saklı payı oranında tenkisine karar verilmesi istenilmiştir. Birleşen davada ise; aynı vasiyetnamenin tenfiziyle vasiyete konu dairenin birleşen davanın davacısı adına kayıt ve tesciline karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece asıl davanın reddi, birleşen davanın ise kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Dava dilekçesinde; ortak murisin 12.12.2009 tarihinde vefat ettiği; Samsun 5.Noterliğince tanzim edilen 01.05.2000 tarihli vasiyetname ile murisin dublex mesken niteliğindeki tek taşınmazını davalı eşine vasiyet ettiği, terekesinde bu taşınmaz dışında başkaca mal bulunmadığı, murisin mal kaçırmak kastıyla hareket ettiği ve bu tasarrufuyla davacıların saklı paylarını zedelediği ileri sürülerek tasarrufun tenkisiyle davacıların saklı payı oranında tapuda adlarına tesciline, saklı payın para olarak belirlenmesi halinde ise davalıdan tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.Birleşen davada ise; aynı vasiyetnamenin yerine getirilerek tapuda muris adına kayıtlı taşınmazın davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; murisin arsa sahibi iken yerine kat karşılığı bina yaptırdığı, buradaki dairelerden 8 nolu bağımsız bölümü 01.12.1992 de davacı kızına, 9 nolu bağımsız bölümü 11.08.1992 de davacı oğlunun eşi olan gelinine, 5 nolu bağımsız bölümü de 16.04.1993 tarihinde davacı diğer kızına tapuda satış göstermek suretiyle devrettiği, mevcut bu duruma göre mirastan mal kaçırmak kastıyla haraket etmediği, mal denkleştirmesi yaptığı gerekçesiyle tenkis istemine ilişkin asıl davanın reddine, vasiyetnamenin yerine getirilmesi talebine ilişkin birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tenkis davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlararası karşılıksız kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu davalardandır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma dışı terekenin tümüyle bilinmesiyle mümkündür. Tereke, miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı ile denkleştirmeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Türk Medeni Kanununun 507.maddesi uyarınca tasarruf edilebilir kısım ise, terekenin mirasbırakının ölüm günündeki durumuna göre hesaplanır.
Dava konusu olayda ise murisin tek mal varlığını ölüme bağlı tasarrufla vasiyet ettiği ileri sürülmüş olup, davalı tarafından başkaca mal varlığının bulunduğu açıklanmamıştır. Vasiyetnamede ise muris tarafından mirasçıları arasında herhangi bir taksim kuralı konulmamış olup, paylaştırma (taksim) iradesinden sözedilemez. Bu durumda öncelikle terekenin ölüm günündeki durumunun tespitiyle davacıların mahfuz hisselerine tecavüz olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.