YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7137
KARAR NO : 2013/4260
KARAR TARİHİ : 26.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 26.3.2013 Salı günü taraflardan gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin sevk ve idaresindeki araçla, davalıların sürücüsü ve trafik sigortacısı oldukları aracın çarpışması sonucu müvekkilinin yaralanarak cismani zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 3.000 TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 10.000 TL manevi tazminatın davalı …’tan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12.12.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini 66.822 TL’ye yükselttiklerini bildirmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … cevap dilekçesinde, Giresun 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/241 esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesi ve kusur oranının tespit edilmesi gerektiğini, istenilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile; 36.010,70 TL maddi tazminatın davalı … yönünden olay tarihi 20.11.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, sigorta şirketi yönünden dava tarihi 20.05.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 7.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi 20.11.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı …’den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan geçici ve sürekli iş göremezlik zararı ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen B.K.’nun 50. maddesi ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri zarardan sorumluluklarını düzenleyen aynı yasanın 51. ve 142. maddeleri uyarınca davacı, zararın tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de isteyebilir. Ancak, aynı yasanın 141. maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, isterse sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyimle alacaklınındır.
Diğer taraftan, KTK.’nun 88/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın katıldığı kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” hükmü yer almaktadır. Ayrıca, KTK.’nun 91. maddesi uyarınca, işletenin mali sorumluluğunu üstlenen zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da, anılan hükümler uyarınca limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla müteselsilen sorumlulardan birisidir.
Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinin “Netice ve Talep” kısmında, müteselsilen sözcüğünü kullanarak, zararın tümünü davalılardan istemiştir. Olayda davacının kusursuz olduğu hususu da tartışma konusu değildir. Bu durumda davacının, yasanın verdiği müteselsilen talep hakkından açıkça vazgeçmedikçe, davalı sürücünün kusur oranına dayandığı ileri sürülemeyeceğinden, mahkemenin, davacının ıslahı da göz önüne alınarak, hükme esas alınan 03.11.2011 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen 48.014 TL tazminatın tamamına hükmetmesi gerekirken, davalının kusuruna isabet eden 36.010,70 TL’ye hükmetmesi doğru görülmemiş, bozma sebebi yapılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 26.3.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.