Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/8646 E. 2013/8985 K. 13.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8646
KARAR NO : 2013/8985
KARAR TARİHİ : 13.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili, davalıların sürücüsü ve işleteni oldukları ambulansın, 12.08.2005 tarihinde müvekkillerinin desteği olan … ’nın kullandığı araca çarpması sonucunda adı geçen kişinin yaşamını yitirdiğini belirterek ölenin anne ve babası olan davacılar için 2.500,00 er TL maddi ve 50.000,00 er TL manevi tazminatın, ölenin kardeşleri; …,… için 25.000,00 er TL manevi, diğer kardeş … için de 35.000,00 TL olmak üzere toplam 190.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuştur. Davacılar vekili tarafından 11.09.2009 tarihli ıslah dilekçesi verilerek maddi tazminat istemi, yargılama sırasında düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda artırılmıştır.
Davalılar ise, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, 20.01.2010 tarihinde verilen ilk kararda; “ davanın kısmen kabulü ile davacı baba … için 7.558,13 TL maddi ve 4.000,00 TL manevi, davacı anne için 11.423,45 TL maddi ve 4.000,00 TL manevi, ölenin kardeşleri olan diğer üç davacı için de 4.000,00 er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline…” karar verilmiştir.
Bu kararın, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 25.05.2011 tarihli bozma kararında; “…1-Davalı …’nın tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; …davacılardan Nilüfer ve …’nın oğlu 26 yaşındaki …, otoyolda emniyet geçidi olan orta refüjdeki boşluktan geri dönmeye çalışan ambulansa çarparak hayatını kaybetmiştir. Davalı sürücü ceza mahkemesinde tam kusur ile mahkum olmuştur… Somut olayda, olayın oluşu, ölenin yaşı, davacılara yakınlığı, kusur durumu ve yukarıda açıklanan ilkeler ışığında mahkemece anne ve baba lehine hükmedilen manevi tazminat davacıların acılarını hafifletmekten uzaktır. Yerel mahkemece, anne ve baba yararına daha yüksek miktarda manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. 3- Davalı … Bahçeli’nin temyiz itirazlarına gelince; dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken ve görevlerini yaparken, kusurları sonucu kişilere zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar görenlerin kamu görevlileri aleyhine açtıkları tazminat davasıdır… Kamu görevlisinin buradaki kusuru hizmet kusurunu oluşturur… Anayasa’nın 129/5. maddesinde; memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları rücu edilmek kaydıyla kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine dava açılabilir. 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın ( kişilerin uğradıkları zararlar başlıklı) 13. maddesinde; kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil ilgili kurum aleyhine dava açarlar… Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13. maddesinin Borçlar Yasası’nın 41/1 maddesi ışığında yorumlayarak kamu görevlileri aleyhine kişisel kast ve kusurlarının varlığı halinde Adli Yargı’da dava açılabileceğinin kabulü mümkün değildir. … Sonuç olarak kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kasıtlarından ve kusurlarından dolayı doğan tazminat davalarında kamu görevlilerinin aleyhine değil ANCAK kamu idaresi aleyhine dava açılabileceğinin kabulü gerekir. Davaya konu edilen olayda; davacı, …’na bağlı bir hastanede ambulans şoförü olan davalının, bu görevi sırasında verdiği zarar nedeniyle manevi tazminat talep etmektedir.
İstemin niteliğine göre mahkemece davanın husumet yokluğu nedeni ile reddi gerekirken işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir… bozma nedenine göre davalı …’nin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine, şimdilik yer olmadığına…” gerekçesi ile yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Davalı … vekilinin karar düzeltme istemi üzerine Yargıtay 4.Hukuk Dairesi’nin 24.11.2011 tarihli kararında; “… Davacılardan ölenin annesi olan …’ya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından dava konusu trafik kazası sonucunda oğlunun ölümünden dolayı gelir bağlandığı, kurumun 14.10.2009 günlü yazısından anlaşılmaktadır. Davacının desteğinin ölmeden önce … Şirketi’nde iş makinesi operatörü olarak (devredilen) SSK’ya tabi olarak çalışmakta olduğuna ve davacı anneye oğlunun ölümü nedeniyle gelir bağlandığına göre bağlanan bu gelirin rücua tabi olup olmadığı araştırılıp rücua tabi ise hesaplanan dstekten yoksun kalma tazminatından peşin sermaye değerinin düşülmesi gerekir. Mahkemenin bu yönü gözetmemesi davalı … yararına bozmayı gerektirir ise de anılan davalının tüm temyiz itirazları reddedildiğinden karar düzeltme istemi kabul edilmeli ve karar davalı … yararına bozma bendi eklenerek genişletilerek bozulmalıdır…” gerekçesi ile karar, davalı … yararına bozulmuştur.
Yerel mahkemece, anılan bu bozma kararına uyulmuş, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gönderilen cevabi yazıda; davacı anneye, oğlunun ölümü nedeniyle ölüm aylığı bağlandığı ve bu aylığın rücuya tabii olmadığı belirtilmiştir. Mahkemece, bozma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda; verilen 09.04.2012 tarihli ikinci kararda; “… davanın, davalı … yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacıların diğer davalı … hakkında açtığı davanın kısmen kabulü ile davacı baba … yönünden 7.558,13 TL maddi ve 8.000,00 TL manevi tazminatın, davacı anne … yönünden 11.423,45 TL maddi ve 8.000,00 TL manevi tazminatın, ölenin kardeşleri için de 7.000,00 er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … Bakanlığından alınarak adı geçen davacılara verilmesine…” karar verilmiştir. Bu ikinci kararın davalı …
vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 10.09.2012 tarihli kararında; “… 1-aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2- Davalı …’nın diğer temyiz itirazına gelince; mahkemece verilen ilk hüküm, ölenin anne ve babası yararına takdir edilen manevi tazminat miktarlarının az olduğu gerekçesiyle bozulmuş; ölenin kardeşleri yararına takdir edilen manevi tazminat tutarlarına yönelik temyiz itirazları ise reddedilmiştir. Şu durumda, bozmadan önce kardeşler yararına takdir edilen manevi tazminat miktarları kesinleşmiştir. Mahkemece, bu yönün gözetilmeyerek kardeşler yararına yeniden ve daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesi ile karar yeniden bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda; “… davanın, davalı … yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacıların diğer davalı … hakkında açtığı davanın kısmen kabulü ile davacı baba … yönünden 7.558,13 TL maddi ve 8.000,00 TL manevi tazminatın, davacı anne … yönünden 11.423,45 TL maddi ve 8.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … Bakanlığından alınarak adı geçen davacılara verilmesine, diğer davacılar yönünden verilen ilk karar kesinleşmiş olmakla bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına…” karar verilmiştir. Karar, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı … vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve 492 sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davalı … Bakanlığından harç alınmamasına 13.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.