Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/21077 E. 2020/11189 K. 21.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/21077
KARAR NO : 2020/11189
KARAR TARİHİ : 21.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık, o yer Cumhuriyet savcısı

Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) Kabule göre; mahkemece 27.05.2014 tarih, 2013/385 Esas, 2014/388 Karar sayılı karar ile sanık hakkında hükmedilen 4.500 TL adli para cezasına ilişkin mahkumiyetin sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 09.03.2017 tarih, 2016/8998 Esas, 2017/2486 Karar sayılı ilamı ile mağdurun adli raporunun yetersizliği ve infazı kısıtlar şekilde adli para cezasının hapse çevrileceği hususunda karar verilmesi gerekçesi ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakları korunmak kaydı ile bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası mahkemece 09.10.2018 tarih, 2018/108 Esas 2018/72 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında şikayet yokluğundan düşme kararı verildiği, bu kararın bu kez o yer Cumhuriyet savcısının aleyhe temyizi üzerine Dairemizin 15.04.2019 tarih, 2019/944 Esas, 2019/8225 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3.e maddeleri gereğince mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği gerekçesi ile bozulmasına karar verilmesi sonrası kurulan incelemeye konu hükümde, sanık hakkında, mahkemenin 27.05.2014 tarih, 2013/385 Esas, 2014/388 Karar sayılı kararı ile hükmedilen 4.500 TL adli para cezasının, ceza miktarı bakımından kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeyerek 1412 CMUK’un 326/son maddesine muhalefet edilmesi,
3) Sanık ile mağdur arasında yaşanan tartışma sonrası, sanığın cam bardak ile mağduru yaraladığı olayda, tanık Şerif Duran’ın, mağdur beyanı ile desteklenen soruşturma aşamasında alınan beyanından, sanığın küfür etmesi üzerine mağdurun hakaretle karşılık verdiğinin anlaşılması karşısında, ilk haksız hareketin sanıktan kaynaklandığı ve sanık hakkında TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerekiği gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA, 21.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.