YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12278
KARAR NO : 2012/7946
KARAR TARİHİ : 14.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 1999-2003 yılları arasında Bağ-Kur hizmetinin SSK.’daki hizmetiyle birleştirilmesine, davalı Kurum tarafından tahakkuk ettirilen borcun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 12.10.1999-11.12.2003 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun ve bu dönem yönünden Bağ-Kur prim borcu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 12.10.1999-11.12.2003 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun tespiti ile menfii tespit davasının açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 11.3.1988 tarihinde Kurum kayıtlarına giren “Bağ-Kur’a Giriş Bildirgesi” ile 5.3.1988 tarihinde başlayan vergi kaydına istinaden kayıt ve tescilinin yapıldığı, vergi kaydının 31.12.1993 tarihinde son bulduğu, 02.10.1997 tarihinden itibaren … İnşaat Turizm San.Tic.Ltd.Şti ortaklığı nedeniyle 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının yeniden başlatıldığı, son olarak 01.11.1999 tarihinde prim ödemesinin bulunduğu, adı geçen şirketin halen faal olduğu ve davacının ortaklığının 11.12.2003 tarihinde sona erdiği, 12.10.1999 tarihinden itibaren … Belediyesinde işçi olarak çalıştığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, 506 ve 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık statülerinin çakıştığı 12.10.1999-11.12.2003 tarihleri arasında hangi sigortalılık statüsüne üstünlük tanınacağı noktasında toplanmaktadır.
“Çakışan sigortalılık sorununu” gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 Sayılı Bağ-kur Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin I. ( F ) bendinde “Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” ( K ) bendinde ise. “Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı” belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 Sayılı Bağ-Kur Kanunu’nun 24. maddesinin I. ve II.
Fıkralarında da bir kimsenin Bağ-Kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında. başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı).
Somut olayda, davacının 12.10.1999-11.12.2003 tarihleri arasında tabi olacağı sigortalılık statüsü belirlenirken önceden başlayıp kesintisiz devam eden sigortalı çalışmaları nedeniyle 1479 sayılı Yasa kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılık statüsüne geçerlilik tanınması gerektiği ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurularak istemin reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.