YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6015
KARAR NO : 2020/7704
KARAR TARİHİ : 25.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Suça sürüklenen çocuk hakkında mağdur …’a karşı “Kasten Yaralama” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Hükmolunan adli para cezasının tür ve miktarı itibariyle, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2) Suça sürüklenen çocuk hakkında katılan …’e karşı “Kasten Yaralama” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Suça sürüklenen çocuk hakkında, 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereği hüküm açıklanırken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/Yunanistan, 16.12.1992; Van de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3. maddesinde, 5271 sayılı CMK’nin 34, 230 ve 289. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/05/2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı kararında belirtildiği üzere, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için, sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
b) Suça sürüklenen çocuğun aksi ispat olunamayan savunmasına göre taraflar arasında omuz atma meselesinden çıkan sözlü tartışmanın karşılıklı şekilde yumruklaşmaya dönüşmesi üzerine suça sürüklenen çocuğun yargılama konusu eylemini gerçekleştirdiği anlaşılmakla, mahkemece olayın çıkış sebebi üzerinde durulması, olaya ilk sebebiyet teşkil eden ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin kesin şekilde tespit edilememesi halinde bu durumun suça sürüklenen çocuk lehine değerlendirilmesiyle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli, 2002/4-238 Esas ve 367 Karar sayılı kararı ile bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesinde yer alan “orantılılık” ilkesi gözetilerek, aynı Kanun’un 29. maddesi gereği asgari seviyede (1/4) haksız tahrik indirimi uygulanması gerekirken, yazılı şekilde (1/2) oranında indirim uygulanması suretiyle suça sürüklenen çocuk hakkında eksik ceza tayini,
c) Suça sürüklenen çocuk hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/1. ve 86/3-e maddelerine göre belirlenen ceza miktarının, aynı Kanun’un 87/1-d maddesi gereği (1) kat artırımı neticesinde tespit olunan ceza miktarının 5 yılın altında kalması halinde TCK’nin 87/1-son maddesi gereğince 5 yıla çıkartılması gerekirken; doğrudan TCK’nin 87/1-d-son maddesi işaret edilerek 5 yıl hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle yazılı şekilde uygulama yapılarak TCK’nin 61. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkın dikkate alınmasına, 25.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.