YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3002
KARAR NO : 2012/7270
KARAR TARİHİ : 20.03.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 5000 TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı dilekçesinde; halen serbest avukat olarak çalıştığını, Uzman Jandarma olarak görevli olan davalının; sanık olarak yargılandığı ceza davasında, müşteki vekili olarak yer aldığını ve duruşma sonrasında davalının kendisine yönelik tehditte bulunduğunu; yaptığı suç duyurusu sonucunda, davalının; üzerine atılı tehdit suçu sabit görülerek, 5 ay hapis cezası ile cezalandırıldığını; kişilik haklarına haksız ve hukuka aykırı olarak saldıran davalıdan 5.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, davacıya karşı tehdit iradesi taşıyan bir eyleminin bulunmadığını; talep edilen miktarın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Mahkemece; “Salt tehdit suçu manevi tazminatı gerektiren eylemlerden değildir. Tehdit suçu, karşı tarafın kişilik haklarına yönelik, rencide edici, şeref ve onurunu kırıcı nitelikle eylemlerle işlenmesi halinde manevi tazminatı gerektirir. Davalının mahkumiyetine konu tehdit sözleri ile davacının kendi ifadesinde tanımladığı eylem tehdit suçunu oluştursa da manevi tazminatın koşullarından olan manevi tazminatı gerektirecek şekilde kişilik haklarına yönelik saldırı oluşturmadığından, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Gerekçesiyle” davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Davada, kişilik haklarının haksız ve hukuka aykırı olarak saldırıya uğradığı ileri sürülerek, (BK.md.49. gereğince) manevi tazminat istenilmektedir.Askeri Mahkemece; “davalının, sanık olarak yargılandığı davanın duruşması sonrası; davacıya (müşteki vekiline), parmağını sallayarak “Çok ileri gidiyorsun, seninle görüşürüz, ayağını denk al, senin ipini çekerim, kuyuya düşersin, sonunu sen düşün” şeklinde mağdurun güvenlik duygusunu, iç huzurunu etkileyici, onu, endişeye korkuya sevk etmeye elverişli, serbestçe karar vermesini veya verdiği kararlara göre harekeket edebilmesini tehlikeye sokacak tehdit eylemi sarf ettiği” gerekçesiyle, tehdit suçundan mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmaktadır. Duruşma sonrasında yukarıdaki sözlerle tehdit edilen davacının, kişilik haklarının hukuka aykırı olarak saldırıya uğradığının kabulü gerekir. Davacı, bu nedenle manevi tazminata hükmedilmesini talep edebilir.Manevi tazminat, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kanunun öngördüğü bir telafi şeklidir. Bir yönüyle de insanlardaki kırgınlık ve kızgınlığı, hatta intikam duygusunu tatmin etmek aracıdır. Amacı, olaydan duyulan acı, ızdırap elem ve kızgınlığı kısmen olsun dindirmek, olayı unutturarak tekrar normal hayata dönüşü sağlamaktır. Hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur doğurmayı gerçekleştirerek, tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır ve bir ceza olmadığı gibi Mamelek Hukukuna ilişkin bir zararın giderilmesini de amaç edinmemiştir. (YİBK. 22.06.1966- 7/7). Sayılan bu ana özellikleri nedeniyle de manevi tazminatın bir taraf için zenginleşme, diğer taraf için de fakirleşme aracı olarak görülmemesi gerekir. Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde, saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur durumu, sıfatı, işgal ettiği makam, diğer sosyal ve ekonomik durumlarının dikkate alınması, bunun yanında da olaya göre değişebilecek hal ve şartların bulunacağının gözetilmesi, sonuçta takdir hakkının tüm bu unsurlar nazara alınarak kullanılması gereği de unutulmamalıdır. Mahkemece, açıklanan esaslar gözönünde tutularak, davacı lehine (az da olsa) (TMK.4.maddesinde vurgulanan) hak ve nesafete uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.