YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6148
KARAR NO : 2013/8000
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı olup davalıya ait aracın davalı yönetiminde iken karıştığı trafik kazasında 3.kişiye ait araca çarparak hasarladığını, karşı araçta meydana gelen zararın 20.000 TL’sının poliçe limiti kapsamında zarar gören aracın kasko sigortacısına ödendiğini davalının olayda %100 oranında kusurlu ve 212 promil alkollü olduğunu, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini, bu halin teminat kapsımında olmadığını belirterek 20.000 TL’nın ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan (sigortalı) tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazanın tutanakta belirtildiği şekilde meydana gelmediğini, müvekkili sol şeritte seyrederken sağ şeritten seyreden 3.aracın sürücüsünün müvekkilinin aracının önüne geçmek istediğini, müvekkilinin aracının sağ ön tarafı ile karşı aracın sol arka kapısına çarpıldığını, arkadan çarpma olmadığını, kusur durumunu, hasar miktarını kabul etmediğini, kazanın alkol etkisiyle meydana gelmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 20.000 TL’nin ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmişitr.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, ZMSS sözleşmesine dayanılarak sigorta şirketi tarafından kendi akidi aleyhine açılan rücuen alacak istemine ilişkindir. 2918 Sayılı KTK’nin 48.maddesinde alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda; davalı araç sürücüsü 1.1.2011 tarihinde saat 08.40’ta kaza tespit tutanağına göre dava dışı Osman Kaya yönetimindeki araca arkadan çarparak hasarlanmasına sebebiyet vermiş; zarar gören 3.kişiye ait 16 ZY 905 plakalı araç çarpmanın etkisiyle savrulup ön kısmıyla bariyere çarpıp kontrolünü kaybetmiş, bu araca savrulma anında plakası olay yerine düşen 16 JKU 92 plakalı bir başka araçta çarparak kaçmıştır.
Davalı sürücüye arkadan çarpma kuralını ihlalden asli kusur izafe edilmiş, saat 09.07’de yapılan ölçüme göre davalının 212 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. Poliçe limiti dahilinde zarar gören araç için 20.000 TL ödemede bulunan davacı ZMSS şirketi kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini ileri sürerek kendi sigortalısı (akidi) hakkında işbu davayı açarak ödediği meblağın rücuen tazminini istemiştir. Davalı vekili, olayın kaza tutanağında anlatıldığı şekilde gerçekleşmediğini, müvekkilinin sol şeritte zarar gören aracın sağ şeritte seyrederlerken 3.kişiye ait zarar gören aracın müvekkilinin önüne geçmek istemesi nedeniyle müvekkilinin aracının sağ ön kısmı ile bu aracın sol arka kapısından çarptığını, arkadan çarpma olmadı-
ğını, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediğini 3.aracın sürücüsünün de kusurunun bulunduğunu, hasar miktarının fahiş olduğunu savunmuştur. Olay tarihinde hava yağışlı, yol ıslak olup kaza tek yönlü bölünmüş yolda meskun mahalde meydana gelmiştir. Görüşe engel cisim olmadığı belirlenmiştir. Araçların hasarlı fotoğrafları, ekspertiz raporu dosyada mevcuttur. Hükme esas alınan bilirkişi kurulunda bulunan Adli Tıp doktorunun nöroloji uzmanı olup olmadığı anlaşılamamıştır. Bilirkişi kurulu raporunda aynen kaza tespit tutanağı gibi davalının arkadan çarpma kuralını ihlal etmekten %100 oranında kusurlu olduğu, olayın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiği, aracın pertinin uygun görüldüğü, 36.000 TL piyasa rayiçinden 10.000 TL sovtaj bedelinin tenzili ile 26.000 TL ödenmesi gereken tazminat olduğu davacının 20.000 TL poliçe limitini ödediği belirtilmiştir. Davalı vekili, kazaya müvekkiline ait araçla birlikte 3 ayrı aracın karıştığını, dava dışı zarar gören araçta ve müvekkiline ait araçta oluşan hasarlara göre müvekkilinin arkadan çarpmadığının anlaşıldığını, olay yerinden firar eden aracın da zarar gören araca çarparak hasarladığını, olayın münhasıran alkolün etkisi altında olmadığını, diğer sürücülerin de kusurlu bulunduğunu, aracın pert olacak şekilde darbe almadığını belirterek rapora itiraz etmiş, yeniden bu konularda inceleme yapılmasını talep etmiştir.
Mahkemece davalı vekilinin talebi reddedilmiş ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Yukarıda açıklanan ilkelere göre, sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir. Bu konuda mahkemece alınan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bu durumda mahkemece; aralarında nöroloji ve kusur, hasar konularında uzman bilirkişilerin bulunduğu İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek bilirkişi kululundan olayın oluş şekli, yol, hava, durumu, araçların hasarlı fotoğrafları, ekspertiz raporu, kaza tutanağı davacı tarafın iddiaları, davalı vekilinin savunmaları, rapora karşı itirazları ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediği, başka unsurların da etkili olup olmadığı 3.kişiye ait aracın kaza sonucunda pertinin uygun olup olmadığı, onarımının uygun olması halindeki 2.el piyasa rayiç
değeri ile sovtdaj değerinin tespiti hususlarında gerekçeli, ayrıntılı, denetime elverişli, hükme esas alınan önceki bilirkişi raporunda irdelendiği bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 30.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.