Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/140 E. 2012/5203 K. 29.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/140
KARAR NO : 2012/5203
KARAR TARİHİ : 29.02.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 47.877,00 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflara babalarından kalan 6 adet daireyi davalının kiraya verdiğini, kira gelirlerinden tek başına faydalanıp, davacıya düşen kirayı ödemediğini belirterek; 01.01.2004 tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için toplam 47.877,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı savunmasında, muristen kalan tüm gayrimenkuller üzerinde her türlü tasarrufta bulunmak üzere davacı ve dava dışı kardeşlerinin 01.11.2000 tarihli genel vekaletname ile kendisini yetkilendirdiklerini, bu yetki doğrultusunda dava konusu daireleri kiraya verdiğini, topladığı kiraları paylarına göre kardeşlerine paylaştırdığını, davacıya da hissesine düşeni ödediğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davanın kabulü cihetine gidilmiş, 47.877,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil talebine ilişkindir.MK 6. maddesine göre taraflardan her biri iddiasını ispatla yükümlüdür. Kendisine verilen vekaletname gereğince taşınmazları kiraya verdiğini ve davacıya düşen hisseyi de ödediğini savunan davalının, davacı ile kardeş olması nedeniyle HUMK 293. maddesi gereğince iddiasını tanık dahil her türlü delil ile ispat edebilme imkanı vardır. Tanık delili, takdiri bir delildir. Bu bakımdan hakim tanıkların beyan ve anlatımları ile bağlı değildir ve tanık anlatımları diğer delillerle birlikte değerlendirilir. Ancak hakim, dinlediği tanıkların ifadelerine itibar etmemesi halinde, kararın gerekçesinde bu beyanlara niçin itibar etmediğini açıklamalıdır.Somut olayda davalı tanıkları, davalının topladığı kiralardan davacıya düşen hisseyi ödendiğine zaman zaman şahit olduklarını ifade etmişlerdir. Mahkemece, davalı tanıklarının bu beyanları hüküm tesisinde dikkate alınmamış, tanıkların beyanlarına niçin itibar edilmediği de kararın gerekçesinde açıklanmamıştır. Mahkemece; HUMK. 293. maddesi uyarınca kardeşler arasındaki ödeme savunmasının tanıkla ispat edileceği hususu gözardı edilerek, dinlenen davalı tanıklarının beyanları dikkate alınmadan ve bu beyanlara niçin itibar edilmediği hükmün gerekçesinde açıklanmadan hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.Diğer taraftan, 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, hukuken nitelendirmek ve uygulanacak yasa maddelerini belirlemek ise hakimin görevidir.Hakim, bir davada sadece tarafların ileri sürdüğü maddi olaylar, sonuç ve istemlerle bağlıdır. Tarafların dayandığı kanun hükümleri ve onların nitelendirmeleriyle bağlı değildir. Bunun doğal sonucu olarak hakim, kanunları doğrudan doğruya uygulayarak iddia ve savunmadaki sonuç ve istemleri karara bağlamakla yükümlüdür. Somut olayda; davacının 28.06.2005 tarihinde davalıyı azlettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece; vekaletnamenin dosyaya celbi ile vekaletnamenin kapsamının belirlenmesi ve azil tarihine kadar taraflar arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olarak değerlendirilmesi gerekirken, vekalet ilişkisi üzerinde durulmadan, vekalet dosyaya celbedilip kapsamı tartışılmadan eksik inceleme ve araştırma ile 01.01.2004 tarihinden başlayarak azil tarihine kadar davacı yararına ecrimisile hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.