YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5704
KARAR NO : 2012/2083
KARAR TARİHİ : 22.03.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
… ile Hazine ve Kocapınar Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Acıpayam Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 29.06.2011 gün ve 475/770 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeni adına tapuda kayıtlı 140 ada 24 parselin kuzey doğusunda bulunan 30,68 m2’lik taşınmazın kadastro çalışmalarında paftasında yol olarak bırakıldığını, bu yerin 24 parselle bir bütün halinde kırk yılı aşkın süredir müvekkilinin zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak, taşınmazın vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, zilyetlikle edinim koşullarının oluşmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Köyü Tüzel Kişiliğine davetiye tebliğ edilmiş olmasına rağmen duruşmalara katılmamış ve cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, 03.06.2011 tarihli teknik bilirkişi raporunda kırmızı ile gösterilen 30,68 m2 yüzölçümlü yerin 140 ada 29 parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro çalışmaları sırasında yol olarak kadastro dışı bırakılan taşınmazın Türk Medeni Kanununun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükümleri uyarınca tescili isteğine ilişkindir.
Kadastro dışı bırakma işleminde, taşınmazın geometrik durumu belirlenmediğinden bir tespit işlemi değil ise de, görevlilerce bir yerin tescile tabi olmadığı saptanarak hukuksal durum belirlenmiş olduğundan, yapılan bu işlem bir kadastro işlemidir. Kadastro işleminin yapılmasıyla kadastrodan önceki zilyetlik kesintiye uğrar ve tespit işleminin yapılmasından sonra yeniden kazanmayı sağlayan 20 yıllık süre aranır. Yargıtay’ın kararlılık kazanan uygulamalarına göre; tespit dışı bırakılan bir yerin, Türk Medeni Kanununun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükümlerine göre tapuda tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile anılan maddelerde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir.
Somut olayda, toplanan delillere ve belgelere göre; tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı 22.07.1993 tarihinden davanın açıldığı 20.04.2011 tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresi dolmamıştır. Bu açıklamalara göre, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Bundan ayrı, bu tür davalarda TMK.nun 713. maddesinin 3. fıkrası hükmüne göre Hazine ve ilgisi bakımından diğer kamu tüzel kişileri yasal hasım durumundadır. Davanın belirtilen niteliğine göre yasal hasım olan Hazine ve diğer kamu tüzel kişiliği yargılama gideri, harç ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulamazlar. Başka bir anlatımla; dava nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın harcın davacıdan tahsili ile diğer yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, harç ve yargılama giderlerinin davalılardan tahsili ile davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olması da doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.