Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/22405 E. 2012/7260 K. 19.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/22405
KARAR NO : 2012/7260
KARAR TARİHİ : 19.03.2012

MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 17.818,93 TL kira alacağının tahsili için tahliye istemli olarak başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının tahsili istenilmiştir. Mahkemece konusu kalmayan tahliye ve itirazın iptali istemleri hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı … vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde aleyhine temyiz olunan davacı vekili Av …, temyiz eden davalı … ile vekili Av. … geldi. Gelen davalı asil ve taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin karara bağlanması için belirlenen güne dosyanın bırakılması uygun görüldü.Belirli gün ve saatte dosyadaki bütün kâğıtlar okunarak, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava konusu kiralananın 01.02.2006 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile davalıya kiralandığını, kira sözleşmesinin 17. maddesi ile aynı dönem içerisinde kira bedelinin iki ay arka arkaya ödenmemesi halinde, ödenmeyen aydan itibaren kontrat süresi sonuna kadar olan kira bedellerinin muacceliyet kesbedeceği ve bu halin kiracı için gayrimenkulün tahliyesi sebebi olarak kabul edileceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalının Nisan 2008 ayına ait aylık 2.250 TL olan kira bedelini ödemediğini, bu nedenle ihtarname keşide edilmesi üzerine davalının kira bedelinin aylık 750 TL olduğunu, % 10 artışla Nisan ayına ait kiranın ise 825 TL olarak ödeneceğini bildirdiğini, davalı tarafından PTT aracılığı ile 825 TL olarak gönderilen kira parasının fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davacı tarafından kabul edildiğini, davalının takip eden mayıs ve haziran ayları kira bedellerini de 825’er TL olarak ödemesi nedeniyle temerrüde düştüğünü, sözleşmenin 17. maddesi gereğince muacceliyet kesbeden kira bedelleri ile eksik ödenen kira bedellerinin tahsili için icra takibine başlanıldığını, ancak davalının başlatılan icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, davalının temerrüt nedeniyle tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflarca imzalanan sözleşmeye göre aylık kira parasının 750 TL olarak kararlaştırıldığını, yine sözleşme ile belirlenen senelik artışın da zamanında yapıldığını, bu nedenle takibe konu edilen kira sözleşmesi ile müvekkilinin dayandığı kira sözleşmesi üzerinde imza incelemesi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.Mahkemece; davacı tarafça dayanılan kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı gerekçesiyle; konusuz kalan tahliye istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, itirazın iptali isteminin ise kabulü ile kira alacağına yönelik itirazın 17.775 TL kira alacağı ve 43,09 TL işlemiş faiz toplamı üzerinden iptaline dair verilen karar; davalı vekili tarafından itirazın iptali istemine yönelik olarak temyiz edilmiş ve Dairemizin 26.04.2010 gün ve 2010/296 E. 7328 sayılı ilamı ile “…Bu durumda, taraflarca dayanılan kira sözleşmelerinin, kiralananın bulunduğu mahale ait olup olmadığının keşfen belirlenmesi ve gerekirse imza incelemesi yaptırılarak ortaya çıkacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozmaya uyan mahkemece; yapılan keşif ve bilirkişi marifetiyle yapılan imza incelemesi sonucunda hazırlanan raporlar esas alınarak her iki sözleşmenin de kiralananın bulunduğu mahale ait olduğu, ancak davalı tarafça dayanılan kira sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığı saptanmış, ancak davacı tarafça başlatılan takibe konu borcun ve icra inkâr tazminatının yargılama sırasında davalı tarafından icra dosyasına ödenildiği ve davacı tarafça bu paranın tahsil edildiği gerekçesiyle konusu kalmayan tahliye ve itirazın iptali istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından kira alacağı için başlatılan takibe yönelik olarak verilen karar yönünden duruşma istemli olarak temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.Dava, kira sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf, uyuşmazlığa konu kira alacağının tahsili amacıyla Bakırköy 6. İcra Müdürlüğünün 2008/7481 takip sayılı dosyasıyla adi kiraya ait takip başlatmış, itiraz üzerine duran takibin devamı için de iş bu davayı açmıştır. Yargılama sırasında mahkemece itirazın iptali isteminin kabulüne dair verilen 17.09.2009 tarihli karar davalı tarafça temyiz edilmiş, ancak davacı tarafça bu karara göre ödeme emri çıkartılması üzerine davalı tarafın İİK nun 36. maddesi uyarınca tehiri icra için sorumlu tutulduğu miktara karşılık icra dosyasına teminat sunduğu, verilen sürede tehiri icra kararı getirilmemesi üzerine teminatın paraya çevrilerek karar ile hüküm altına alınan takip alacağı, icra inkâr tazminatı ve yargılama giderleri toplamının 11.03.2010 tarihinde davacı tarafa ödendiği, kararın ise dairemizin 26.04.2010 tarihli kararı ile bozulduğu anlaşılmaktadır.Şu durumda; davaya ve takibe konu edilen alacağın iradi olarak ödenmediği sabittir. Zira, davalı taraf teminat mektubunu, davanın esası hakkında verilen (ilk) kararın icrasını engellemek amacıyla giriştiği tehiri icra istemi nedeniyle vermiştir. Bu nedenle, (itirazın iptali davasının özelliği gereği) takip tarihi itibariyle ispatlanan alacak ile feri nitelikteki icra inkâr tazminatının belirlenerek hüküm altına alınması zorunluluk arz etmektedir. Kaldı ki, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararı, bir tespit hükmü niteliğinde olduğundan, bu yolda verilen bir karar yeni bir takım olaylara yol açabileceği (İİK.md 40, 361) gibi HMK. nun 297. (HUMK. md 389) maddesinde öngörülen ilkelere de aykırı olur. Bundan ayrı, davalı, takipten sonra ve henüz itirazın iptali davasının açılmadığı evrede itiraza konu borcu bir kısmını (2008 yılı temmuz ila ekim ayları için 825’er TL) PTT kanalı ile davacıya göndermiş, ancak dava (yapılan bu ödemeler mahsup edilmeden) borca itirazın tümüyle iptali istemiyle açılmıştır. Bu nedenle, dosyaya sunulmuş olan bu ödeme makbuzlarının incelenerek davadan önce yapılan kısmi ödemeler hakkında davacı tarafın beyanının alınması, eğer kısmi ödeme kabul edilmiş ise dava açmakta hukuki yarar bulunan (dava tarihindeki) alacak miktarının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi ve buna bağlı olarak icra inkâr tazminatının hesaplanarak hüküm altına alınması gerekmektedir. (HGK 30.03.2005 gün ve 2005/19-200 E. 210 K., 8.6.2005 gün ve 2005/19-270 E. 365 K.).Hal böyle olunca, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 900 TL vekâlet ücretinin davacı taraftan alınıp davalı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.