YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1350
KARAR NO : 2020/7607
KARAR TARİHİ : 24.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, tehdit, hakaret
HÜKÜMLER : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanıklara verilen cezaların türüne ve miktarına göre, sanıkların duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı CMK’nin 299. maddesi ve 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 318. maddesine göre reddine karar verilerek yapılan incelemede;
1) Sanıklar … ve … hakkında müşteki …’e karşı hakaret, katılan …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara yönelik sanıkların, müşteki ve katılanın temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün 2009/13-12 sayılı kararı uyarınca, sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, aynı Kanun’un 231/12. maddesi uyarınca itirazı kabil olup temyizi mümkün bulunmadığından, itiraz mercii tarafından tetkik edilmek üzere temyizen incelenmeksizin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2) Sanıklar … ve … hakkında müşteki …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik müştekinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Müşteki …’in 11.03.2013 tarihli celsede alınan beyanında, sanıklardan şikayetçi olduğunu ancak davaya katılmak istemediğini beyan ettiği anlaşılmakla, usulüne uygun şekilde katılan sıfatını almayan müştekinin temyiz hakkı bulunmadığından, temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320
sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
3) Sanıklar … ve … hakkında katılan …’e karşı tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıkların ve katılanın temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Katılan …’in aleyhe temyiz istemi bulunduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de; bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Sanıklar hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK’nin 106/2-a-c maddesi gereğince belirlenen “2 yıl 6 ay” hapis cezası üzerinden TCK’nin 62. maddesi gereğince (1/6) oranında indirim yapıldığında, sonuç cezanın “2 yıl 1 ay” yerine “1 yıl 13 ay” hapis cezası olarak hatalı hesaplanması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların ve katılanın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK’un 322. maddesi gereğince, sanıklar hakkında TCK’nin 62. maddesi uygulanarak sonuç cezanın bulunduğu fıkradan “1 yıl 13 ay” ibaresi çıkartılarak yerine “2 yıl 1 ay” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4) Sanıklar … ve … hakkında müşteki …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıkların temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Müşteki … hakkında Kulp İlçe Devlet Hastanesinde görevli pratisyen hekim tarafından olayın üzerinden “2 ay 10 gün” geçtikten sonra 09.10.2012 tarihinde düzenlenen adli raporun hükme esas alındığı ancak; adli tıp kriterlerine göre yaralanmanın yüzde sabit ize neden olup olmadığının olaydan en az altı ay sonra değerlendirilmesinin gerektiği, müştekinin yüzündeki izin sözel diyalog mesafesinden belirgin bir dikkat sarf etmeden dikkat çekip çekmediği yönünden de bir tespit yapılmadığı, yine olay nedeniyle müştekide kemik kırığı meydana geldiği belirtildiği halde bu kırığın hayat fonksiyonlarını kaçıncı derecede etkilediğinin rakamsal olarak belirtilmediği anlaşılmakla, müştekinin tüm tedavi evrakları, geçici ve kesin raporlarıyla birlikte en yakın Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre rapor aldırılması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz rapora dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
b) Sanık … yönünden, sanığa isnat edilen 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-c-son maddelerinde öngörülen cezanın alt sınırının 5 yıl hapis cezası olması nedeniyle, savunmasının yargılamayı yapan mahkemece bizzat alınması gerektiği gözetilmeyerek, talimatla aldırılması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 196/2. maddesine muhalefet edilmesi,
c) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas – 2017/247 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanıklara ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine aykırı davranılması,
d) Sanıkların eylemi nedeniyle müştekinin yüzünde sabit ize ve kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığının kabul edildiği olayda, birden fazla nitelikli halin ihlali ile atılı suçu işleyen sanıklar hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken, TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gereğince, hakkaniyete uygun şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
e) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanıkların kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 24.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.