YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16550
KARAR NO : 2013/5081
KARAR TARİHİ : 08.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirket tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, 22/11/2009 tarihinde seyir halindeyken araçtan kablo yanığı kokusu gelmeye başladığını ve araçtan indiğinde aracın ateş aldığını, davalının hasarı ödemediğini ileri sürerek, 11.500,00 TL hasar bedelinin 09/12/2009 tarihinden işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, araçta meydana gelen yangının şüpheli olduğunun belirlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, araçtaki yangının şüpheli olduğunun ispatlanamadığı, davacının yangını söndürmek için gerekli hareketleri yapmayarak hasarın artmasına sebep olduğu anlaşıldığından zarardan %40 oranında indirim yapıldığı gerekçesiyle 6.900,00 TL’nin 09/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1)Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartları A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptık-
ları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların, bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, TTK.nin 1282. maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre de, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, hasarın teminat kapsamında kaldığı kabul edildiğine göre, tespit edilen hasar bedelinin tamamına hükmedilmesi gerekirken, %40 oranında kusur indirimi yapılması doğru görülmemiştir.
2)Taraflar arasındaki ilişki, sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu tür sözleşmeler, TTK.’nin 3. ve 4. maddeleri hükmü uyarınca, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, mutlak ticari işlerden olduğuna ve ticari nitelikte faiz istenebileceğine göre, davacı vekili dava dilekçesinde “ticari reeskont faizi” talep etmiş ise de; temyiz dilekçesindeki talebi dikkate alınarak ticari faize hükmedilmesi gerekirken yasal faize karar verilmesi isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 8.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.