YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3526
KARAR NO : 2012/12356
KARAR TARİHİ : 14.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali, tescil ve tazminat
… ile Hazine, … ve TOKİ Başkanlığı aralarındaki tapu iptali, tescil ve tazminat davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.12.2011 gün ve 377/518 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenlerine dayanarak, dava konusu 1455 parsel içerisinde kalan ve vekil edeninin zilyetliğinde bulunan bölüme ait tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline, olmadığı taktirde mülkiyet hakkının tespiti ile 10.000 TL tazminatın davalılar Hazine ve TOKİ Başkanlığından tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar Hazine, TOKİ Başkanlığı ve … vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iptal ve tescil isteğinin reddine, davacı yararına zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluştuğu ve dava konusu taşınmazda nizalı bölümün önce idari yoldan Hazine adına tapuya bağlandığı ve sonrasında tapuda bedelsiz olarak iyi niyetli TOKİ Başkanlığına devredildiği gerekçesiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL tazminatın davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, TOKİ Başkanlığının iyi niyetli malik olduğu gerekçesiyle anılan İdare bakımından tazminat isteğinin reddine karar verilmiştir. Hükmün kabule yönelik kısmı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, mahkemece yazılı gerekçeyle tazminat isteğinin davalı Hazine yönünden kabulüne karar verilmiş ise de; mahkemenin yazılı gerekçesine katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın 1956 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında “ekilemez arazi” niteliğiyle tespit harici bırakıldığı, 1999 yılında 4342 sayılı Yasanın 5/b maddesi uyarınca mera olarak tahsis edildiği, anılan Yasa kapsamında askı ilanlarının yapılarak tahsisin kesinleşmesiyle 03.02.2003 tarihinde “mera” niteliğiyle özel siciline yazıldığı, sonrasında cins değişikliği yapılarak 29.03.2006 tarihinde idari yoldan “ham toprak” vasfıyla 1455 parsel olarak Hazine adına tapuya tescil edildiği ve 29.08.2006 tarihinde tapuda TOKİ Başkanlığına devredildiği Görülmüştür. Eldeki dava ise harcı yatırılmak suretiyle 23.09.2008 tarihinde açılmıştır. 4342 sayılı Yasanın 21/2. maddesi ile tahsis kararlarında belirtilen haklara tahsislerin kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra tespitlerden önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemeyeceği ve bunlara karşı dava açılamayacağı düzenlenmiştir. Bu süre hak düşürücü süre niteliğinde olup, mahkemece resen gözönünde tutulur. Hal böyle iken, eldeki dava nizalı taşınmazın mera olarak tahsis edilmesinin kesinleştiği tarihten sonra 4342 sayılı Yasanın 21/2. maddesinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığına göre, tespitten önceki hukuki nedenler bakımından hak düşürücü sürenin geçtiği, tespitten sonraki sebepler bakımından ise zilyetliğin hukuki kıymetinin bulunmadığı gözönüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgıya düşülerek yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle kabulüyle; hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 14.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.