Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5492 E. 2020/5012 K. 10.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5492
KARAR NO : 2020/5012
KARAR TARİHİ : 10.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, davacıya ait dava konusu 101 ada 233 parseli davalının kullandığını, fındıkları en az 5 yıldır topladığını, davalının müdahalesinin men’i ile fındıkları toplaması nedeniyle 2005 yılı için 300 TL, 2006 yılı için 300 TL, 2007 yılı için 400 TL, 2008 yılı için 500 TL, 2009 yılı için 500 TL olmak üzere toplam 2000 TL nin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla hükmedilecek her yılın hasat sonu (1 Eylül ) tarihinden itibaren yasal faiz yürütülerek davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu yerin kadastrodan önce rızai taksiminin yapıldığını, davalının bu yeri fındık bahçesi haline çevirdiğini ancak kadastro tespitinin davacı adına yapıldığını davacı aleyhine davalı tarafından tapu iptal ve tescil davası açıldığını bekletici mesele yapılmasını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulüne, dava konusu 101 ada 233 parsele davalı tarafından yapılan müdahalenin men’ine, toplam 2299,13 TL’nin her yıla ilişkin ecrimisil bedeli olarak ait olduğu yılın sonundan başlayarak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi ve ecrimisile ilişkindir.
Dava; 15.09.2009 tarihinde açılmış olup dosyaya getirilen tapu kaydı ve kadastro tutanağından dava konusu taşınmazın tam hisse ile 13.02.2007 tarihinde davacı adına tespit gördüğü ve askı ilan sonrası 03.05.2007 tarihinde davacı adına kesinleştiği, yine 25.07.2008 tarihinde tashih ile davacı adına tam hisse ile kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Davalı savunmasında; dava konusu taşınmazın kadastrodan önce rızai taksim sonucu davalıya ait olduğunu, 1975 yılından beri kendisinin kullandığını, imar ihya ettiğini belirterek Keşap Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/81 Esas sayılı dosyası ile dava konusu taşınmaz için davacı aleyhine 05.05.2010 tarihinde tapu iptal ve tescil davası açtığını ve bu davanın bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir. Bu talep doğrultusunda mahkemece davanın açıldığı tarih olan 15.09.2009’dan 13.05.2015 tarihine kadar bu tapu iptal ve tescil davası bekletici mesele yapılmışsa da 13.05.2015 tarihindeki celsede ara karardan dönülerek daha sonra Mahkemece davanın kabulü yönünde karar verilmiştir.
Davalı tarafından davacı aleyhine Keşap Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/81 Esas numarasıyla açılan tapu iptali ve tescil davası Giresun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/320 esasını almış olup Mahkemece 13.11.2015 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Karar temyiz edilmiş olup Uyaptan yapılan incelemede dosyanın Yargıtayda olduğu ve kesinleşmediği tespit edilmiştir.
Bilindiği üzere Yargıtay’ın ve Dairemizin yerleşmiş içtihatları; geri dönülmez sonuçlara yol açtığından “kal” talebinin bulunması halinde ancak tapu iptal ve tescil davalarının bekletici mesele yapılabileceği yönündedir.
Somut olaya bakıldığında ise ; dava elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talebine ilişkin olup kal talebi içermemekteyse de dosyanın geçirdiği süreç, uzun yıllar davalı tarafından açılmış tapu iptali ve tescil davasının beklenmiş olması ve tapu iptal ve tescil davasının da Yargıtay incelemesinde olup son aşamada bulunması göz önüne alındığında Mahkemece tapu iptal ve tescil davasının bekletici mesele yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.