Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/5664 E. 2013/7870 K. 27.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5664
KARAR NO : 2013/7870
KARAR TARİHİ : 27.05.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın tek taraflı kazada hasara uğradığını, davalının ihbara rağmen sigorta tazminatını ödemediğini ve aracın tamirini yapan yetkili servise 9.360,00 TL ödemede bulunulduğunu belirterek, 9.360,00 TL’nin ödendiği 01.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kaza tarihi ile hasarın uyuşmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, kaza ve hasar konusunda doğru ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediği, sigortalının hasar nedeni ile talep edebileceği bir zararının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Kasko Sigorta Sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan …nin 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK’nin 1292/3 maddesi uyarınca, rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Uyuşmazlık, rizikonun belirtilen şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla hasarın teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya bakıldığında; kaza tutanağı taraflar arasında düzenlenmiş, mahkeme tarafından davacıya ait araç şöförü ve karşı araç şöförü ile araçlarda yolcu olarak bulanan şahıslar ve araçların yük götürecekleri iş yeri sahipleri tanık olarak dinlenmiş, tüm tanıklar kazanın tutanakta düzenlendiği gibi meydana geldiğini belirtmişlerdir. Davacı, aracın kaza öncesi kullanılır durumda olduğuna dair yakıt fişlerini mahkemeye delil olarak sunmuştur. Bilirkişi raporlarında; fotoğraf, tutanak ve faturalar incelendiğinde fizik kuralları gereği araçta meydana gelen hasarın iddia edilen kaza ile uyumsuz olduğu, bir miktar hasar oluşsa da iddia edildiği oranda hasar meydana gelmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Buna göre, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında, sigortalı araçta bir hasarın oluştuğu sabit olup, rizikonun gerçekleşme şeklinin kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirildiği, hasarın başka yer ve şekilde gerçekleştiği yönündeki iddianın ispat külfeti davalı sigortacıdadır. Dosya kapsamı itibariyle, davalı sigortacının iddiasını somut delillerle kanıtlayamadığı ve dava konusu hasarın kasko teminat kapsamında kaldığı kabul edilmelidir.
O halde, riziko teminat kapsamında olup, davalı sigortacı araçta oluşan gerçek zarardan sorumlu olacağından, aracın markası, modeli, yaşı ve hasar durumu birlikte irdelenmek suretiyle, kaza tarihi itibariyle tamirinin ekonomik olup olmadığı, değilse; kazadan önceki 2.el piyasa rayiç bedeli ile kazadan sonraki sovtaj (hurda) değerinin ve buna göre araçta meydana gelen gerçek zarar miktarının belirlenmesi için dosyanın bilirkişiye tevdii ile belirtilen hususlarda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık bir rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, varsayıma dayalı ve soyut içerikli değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 27.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.