Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/1338 E. 2020/4957 K. 08.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/1338
KARAR NO : 2020/4957
KARAR TARİHİ : 08.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın redine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili; vekil edenin dava konusu taşınmazın tam maliki olduğunu, bodrum katta davalı şirkete ait bir adet trafo bulunduğunu, yapılan yazışmalara rağmen trafonun kaldırılmadığını belirterek müdahalesinin men’ine ve trafonun kal’ine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla beş yıllık süre için 20.060,00TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili; öncelikle husumetin TEDAŞ’a yöneltilmesi gerektiğini, trafonun başlangıçta davacı tarafından yapılıp sonradan mevcut hali ile davalıya geçtiği iddiasıyla açılan davanın iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını, trafonun bulunduğu yer itibariyle taşınmazın kullanımına engel bulunmadığını ve kal’inde mümkün olmadığını ifade ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Tedaş Genel Müdürlüğüne dava ihbar olunmuştur.
İhbar olunan Tedaş vekili, 24.07.2006 tarihli işletme devir sözleşmesine göre davanın davalıya yönlendirilmesi gerektiğini ve ecrimisil alacağının zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Somut olaya gelince; dosyaya yansıyan belge ve beyanlardan, dava konusu 297 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tapuda kayıtlı olduğu, davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, trafonun 1993 tarihinde yapılmak suretiyle bugüne kadar faaliyet gösterdiği, ilk aşamada davacı tarafından kurulan trafonun akabinde işletme bakım hizmetleri karşılığında TEK Genel Müdürlüğüne devredildiği anlaşılmaktadır.
Bu şekilde, davalının taşınmazı muvafakate dayalı olarak tasarruf ettiği dosya kapsamı ile sabittir. Ancak davacının 18.09.2012 tarihli (ihtarname) dilekçe ile niza konusu trafonun kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmakla muvafakatin geri alındığının kabulü gerekir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü elatmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
O halde, davalının trafo kurmak şeklindeki eyleminin hukuken korunmasına ve himaye görmesine cevaz bulunmadığından, davacı tarafın TMK’nin 683.maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına değer verilerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekeceği tartışmasızdır.
Öte yandan, ihtarnamenin tebliği ile muvafakat sona ermiş olup belirtilen tarihten dava tarihine kadarki süre zarfında davalı tarafın ecrimisilden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde ecrimisil isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de, elatmanın önlenmesi ve kal talebi yönünden davanın TEDAŞ’a da yöneltilmesi gerekirken bu hususun da gözetilmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.09.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.