YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4908
KARAR NO : 2013/4991
KARAR TARİHİ : 08.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın görevsizliğine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı … vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmaz hissesini davalı eşine satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın dayanağı takibin bir bonoya dayandığı ve bononun da bir ticari ilişki nedeniyle verildiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise davacı, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan
doğan bir dava olup tasarrufa konu malların aynı ile ilgili olmadığı gibi davacı alacağının bonoya dayalı olması ya da bir sözleşmenin ifa edilmemesinden kaynaklanmış olmasının da görev hususunun belirlenmesine doğrudan bir etkisi yoktur. Kaldı ki davada incelenmesi gereken husus yapılan tasarrufunun iptali gerekip gerekmediği başka bir anlatımla İİK 277 vd maddelerinde belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Açıklanan şekli ile görevin İİK 281. maddesine göre genel mahkemelere ait olduğu açıktır. Hal böyle olunca davaya devam edilerek taraf delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar vermek yerine yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı …’nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ihtiyati haciz konusunda bir karar verilmediğinden temyiz incelemesi yapılmasının mümkün bulunmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı …’a geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 8.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.