Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/1336 E. 2020/5287 K. 22.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/1336
KARAR NO : 2020/5287
KARAR TARİHİ : 22.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım, Maddi Ve Manevi Tazminat

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, elatmanın önlenmesi, yıkım ve maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R
Davacılar vekili, dava konusu 1294 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafından 6 adet aydınlatma ve 2 adet elektrik direği dikilmek suretiyle müdahale edildiğini belirtilerek elatmanın önlenmesi ve kurumla oluşan muarazanın giderilmesini, direklerin inşaatın ilerlemesine engel olması nedeniyle haksız işgalde göz önünde bulundurularak vekil edeni lehine şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ile 5.000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir
Mahkemece, elatmanın önlenmesi ve kal talebinin kabulüne, 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı …’tan alınarak davacıya verilmesine ve manevi tazminat talebininde reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, kal, maddi ve manevi tazminat isteklerine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil ve eski hale getirme bedelleri toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın, hükmedilmesi istenen maddi ve manevi miktarı üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, elatmanın önlenmesi ve kal yönünden harç yatırılmadığı gibi, yargılama sırasında da bu yönden harç ikmali yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hal böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen elatmanın önlenmesi ve kal istekleri ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Davacı vekili ile davalı … vekilinin temyiz itirazları yukarıda gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacı vekili ile … vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, 22.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.