YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5508
KARAR NO : 2020/8164
KARAR TARİHİ : 30.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Kasten yaralama suçundan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın, denetim süresi içinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi uyarınca hakkındaki hükmün açıklanması sırasında; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/Yunanistan, 16.12.1992; Van de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3. maddesinde, 5271 sayılı CMK’nin 34, 230 ve 289. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/05/2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı kararında belirtildiği üzere, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için, sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken açıklanan bu ilkelere uyulmadan, savunma kısmında sanığa ait olmadığı, muhtemelen bir hırsızlık dosyasından kopyalandığı anlaşılan ifadeler yazılarak, hangi sevk maddelerinin hangi eyleme dayandırılarak istendiğine dair iddia yazılmadan, sübuta ilişkin eldeki delillerin ne olduğu ve neden itibar edilmesi gerektiği belirtilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararındaki gerekçeye atıfla yetinilerek gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Sanık …’in aralarında çıkan tartışma esnasında eşi olan mağduru yaralaması nedeniyle, sanık hakkında eşe karşı basit yaralama suçundan TCK’nin 86/2, 86/3-a maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı ve sanığın da üzerine atılı suçu bu şekli ile ikrar ettiği tüm dosya kapsamından anlaşılmasına rağmen, mahkemece sanığın kardeşi Davut’u yaraladığı kabul edilerek, sanık hakkında kardeşe karşı yaralamadan hüküm kurulması,
3) Sanığın mağdur olan eşine yönelik eylemini silahtan sayılan kaşık ile gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi karşısında, birden fazla nitelikli halin (TCK’nin 86/3-a, 86/3-e) aynı olayda gerçekleşmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak TCK’nin 86/1. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle eksik ceza tayin edilmesi,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 30.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.