YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6653
KARAR NO : 2020/4661
KARAR TARİHİ : 21.09.2020
MAHKEMESİ : Bursa 6. İş Mahkemesi
K A R A R
a) Davacı istemi :
Davacı vekili, davacının 01/08/2000-13/06/2017 tarihleri arasında davalı iş yerinde geçen çalışmasının tespitini, sigorta başlangıç tarihinin 01/08/2000 tarihi olarak tespitini talep etmiştir.
b)Davalı Cevabı:
Davalı şirket vekili, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin dolduğunu, davacının davalı işyerinde 18/11/2004 tarihinde işe başladığını, 13/06/2017 tarihi itibariyle de iş ilişkisinin sona erdiğini, kötüniyetli olarak işbu davayı açtığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Fer’i Müdahil Kurum vekili, davacının hizmetlerinin tespitinin istendiği dönemlerde sosyal yardımlaşma vakıflarından yardım alıp almadığının araştırılması gerektiğini, davacının hak düşürücü süre olan 5 yıldan önceki taleplerinin reddinin gerektiğini, davacının yasa gereği fiili sigortalı çalışmaları bulunduğunu ispatlamak zorunda olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
c)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı :
İlk Derece Mahkemesince, davacının işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, dosya kapsamında bulunan bir çok imzalı evrakta işe giriş tarihi 18/11/2004 olduğu, bunun aksinin ispatlanamadığı davacı tarafından imzanın inkar edilmediği, sahteliği de iddia edilmediği, bu şekilde bu evrakların davalı lehine delil olduğu, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu :
Davacı vekili, tanık beyanları dikkate alınmaksızın hüküm kurulmasının hatalı olduğu, davalı işyerinde 17.06.1996-31.05.2014 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalışan, tanık olarak dinlenen …’nun davacının 2000 yılı Temmuz veya Ağustos ayında davalı işyerinde çalışmaya başladığını, çalışmasını kesintisiz sürdürdüğünü ve kendisi ayrıldığında davacının çalışmasına devam ettiğini, davalı işyerinde 10.02.1996-30.04.1999, 28.11.2000-02.08.2002, 20.12.2002-15.03.2015 dönemleri arasında çalışan, tanık olarak dinlenen …’ün davacının 2000 ya da 2001 yılında davalı işyerinde çalışmaya başladığını, çalışmasını kesintisiz sürdürdüğünü ve kendisi ayrıldığında davacının çalışmasına devam ettiğini, diğer tanıklar … ve … ise kendileri işe başladığında davacının davalı işyerinde çalışmakta olduğunu ve kesintisiz çalıştığını bildiklerini beyan ettiklerini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
d)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı :
Bölge Adliye Mahkemesince, dönem bordrosu tanıklarından …’nin 2009 yılında işe başladığında davacının orada çalıştığını beyan ettiği, davacının talebinin 01.08.2000 tarihi olduğu, bordro tanığı …’ün davacının çalışma tarihinin başlangıcı konusunda net ifadesinin olmadığı, diğer tanık …’ın ise kurum kayıtlarında çalışmasının 2003 yılında başladığını ifade etmesi nedeniyle ifadelerine itibar edilemeyeceği, diğer davacı tanıklarının bu döneme yönelik çalışma olgusu konusundaki beyanlarının soyut nitelikte olup herhangi bir somut veriye dayanmadığı mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
e)Temyiz :
Davacı vekili, Bursa 6. İş Mahkemesi’nin 2017/400-401-402 E. Sayılı dava dosyalarında dinlenen tüm tanıkların beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davalı işyerinde işçilerin çalışmalarının davalı işverence Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmediği ya da geç bildirildiği açıkça anlaşıldığını, bordro tanığı …’nun davacının 2000 yılı Temmuz veya Ağustos ayında davalı işyerinde çalışmaya başladığını, çalışmasını kesintisiz sürdürdüğünü ve kendisi ayrıldığında müvekkilin çalışmasına devam ettiğini, davalı işyerinde çalışanların sigortalılıklarının kuruma bildirilmesi ile ilgili sorunlar yaşandığını bildiğini, bordro tanığı …’ün davacının 2000 ya da 2001 yılında davalı işyerinde çalışmaya başladığını, çalışmasını kesintisiz sürdürdüğünü ve kendisi ayrıldığında müvekkilin çalışmasına devam ettiğini diğer davacı tanıkları … ve …’un kendileri işe başladığında davacının davalı işyerinde çalışmakta olduğunu ve kesintisiz çalıştığını bildiklerini beyan ettiğini, davanın talep gibi kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
f)Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :
Dava, davacının 01/08/2000-13/06/2017 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı şirket adına, … sicil nolu “2.sanayi bölgesi … cad. N:21 Kestel …” adresinde bulunan meyve şekerleme ve komposto imalatı işyerinde 18/11/2004-13/06/2017 tarihleri arasında bildirimleri bulunduğu, işyerinin 10.02.1996 tarihinde 506 sayılı yasa kapsamına alındığı ve halen faal olduğu, bir kısım bordro tanıkları ile davacı ve davalı tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yapılacak iş, mahkemece dinlenen tanıkların ifadeleri davacının çalıştığı süreleri tam olarak belirlemeye elverişli olmadığı gibi davanın reddi içinde yeterli olmadığından (zira bir kısım tanıklar çalışmayı doğrulamış bir kısmı ise net bilgi verememiştir), davalı …’ne ait … sicil nolu işyerine ait 01/08/2000- 18/11/2004 arası dönem bordroları getirtilerek belirtilen dönemde çalışması bulunan diğer bordro tanıklarının adresini Sosyal Güvenlik Kurumu ve zabıta marifetiyle araştırıp tespit ederek bu tanıkları dinlemek, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya bunların tanıklığıyla yetinilmediği taktirde, SGK ilgili il müdürlüğünden, gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu iş yeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2,6,9 ve 79/10 maddeleri gereğince belirlendikten sonra sonucuna göre karar vermek ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılmasına, ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
G) SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesi’ne, karardan bir örneğin de Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine
21/09/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.