Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/6642 E. 2020/4666 K. 21.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6642
KARAR NO : 2020/4666
KARAR TARİHİ : 21.09.2020

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

K A R A R
A)Davacı istemi;
Davacı vekili; davacının 02.03.1987-02.03.1990 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, 15/01/2019 tarihli duruşmada, davacının işe başlama tarihinin 24/03/1987 olduğunu, ilk giriş tarihinden kapsayan 1 aylık süre için davayı devam ettirdiğini, diğer kısımlar için feragat ettiğini beyan etmiştir.
B)Davalı Cevabı;
Davalıya dava dilekçesi ve duruşma davetiyesi tebliğ edilmiş, davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
Fer’i Müdahil Kurum, Kurum kayıtlarında davalı adına tespiti talep edilen tarihler arasında herhangi bir işyeri kaydının bulunmadığını, dava tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
C)İlk derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı;
İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, davacı … TC kimlik numaralı ve … sigorta sicil numaralı …’ın işe başlama tarihinin 24/03/1987 olduğunun tespitine, davacının diğer taleplerinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu ;
Davacı vekili, kararda davacının hangi tarihe kadar hizmet tespitinin yapıldığı hususunun belirtilmediğini, işe başlama tarihinin 24.03.1987 olduğunu, ancak hangi tarihe kadar devam ettiği hususunda karar verilmeyerek muğlak oluşturulan hükmün eksik ve hatalı olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi ile bozulmasını talep etmiştir.
Fer’i müdahil Kurum vekili, yetersiz tanık anlatımlarına dayalı hüküm kurulduğunu, davacının iddiasını ispatlayamadığını beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kısmen kabule ilişkin kısmının istinaf incelemesi ile bozulmasını istemiştir.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı;
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının 15.01.2019 tarihili celsedeki beyanı ile işe başlama tarihinin 24.03.1987 olduğunun ve işe giriş tarihinden itibaren 1 aylık sürenin tespiti için dava açtığını belirtmekle, davaya konu taleplerin hak düşürücü süreye uğradığı ve davalı … tarafından verilen işe giriş bildirgesi bulunmadığı, davacının, … sicil sayılı … Meslek Lisesi tarafından … eğitimi nedeniyle 02.03.1987 tarihinde işe girişini gösteren işe giriş bildirgesi verilmiş ise de kısa vadeli sigorta koluna tabi olarak çalıştığı, 506 sayılı Kanun’un 3/II-B maddesi gereğince sigorta başlangıcına esas teşkil etmesinin mümkün bulunmaması karşısında; inceleme konusu kararının hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, Fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Saruhanlı Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nin 15.01.2019 tarih, 2017/217 Esas ve 2019/36 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanin reddine karar verilmiştir.
E)Temyiz;
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; davacının 24.03.1987 tarihli işe giriş bildirgesi mevcut olup bildirge yasal süresi içinde kuruma 30.10.1987 tarihinde intikal de ettiğinden, artık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahsedilemeyeğini, 19 yaşından gün almış olan davacı için davalı tarafından … sözleşmeside yapılmadığını, kabul tarihi 05.06.1986 olan 3308 sayılı kanunun gerek 10 maddesi gerekse 13 maddesi gereğince davacının çırak olarak değil usta olarak davalının işyerinde çalıştığının sabit olduğunu, davacının sigortalılık bildirimlerinin kısa vadeli sigorta koluna tabi olarak çalıştığı şeklinde bir tespit yapılması mümkün olmadığını kararın bozulmasını talep etmiştir.
F)Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasada yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun’un 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİYön.Madde16) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİYön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİY. Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun’un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden sözedilemeyeceği açıktır. Davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı )
Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemez.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 26.01.1969 doğumlu olan … sigorta sicil numaralı davacının … sicil sayılı … Eğitimi Endüstri Meslek Lisesi Manisa işyerinde 02.03.1987 tarihinde işe başladığına dair 24.03.1987 düzenleme tarihli işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına 30.10.1987 tarih 181841 varide numarası ile intikal ettiği, … Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 29.08.2018 tarihli yazısında davalı …’ın 11.06.1979-31.12.2004 tarihleri arasında marangozluk faaliyetinde bulunduğunun bildirildiği, davalıya ait “San.Sit.B Blok N:5 Saruhanlı” adresindeki 1035059 sicil numaraları marangoz mahiyetli işyerinin 02.02.1998 tarihinde 506 sayılı yasa kapsamına alındığı, 30.12.2004 tarihinde yasa kapsamından çıkarıldığı, Mahkemece … olgusunun irdelenmediği, anlaşılmıştır.
Somut olayda; hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilmesi mümkün değildir. Mahkemece davacının davalı işyerinde geçen hizmetinin mahiyetini belirlemeksizin; davacı ile davalı işyeri sahibi arasında … sözleşmesinin olup olmadığının, davacının çalışmasının üretime yönelik mi yoksa bir mesleğin öğrenilmesine yönelik mi olduğunun aydınlatılmaksızın, davacının eğitim durumunun araştırılmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, talep konusu dönem yönünden hak düşürücü süre söz konusu olmayıp, işin esasına girilip öncelikle davacının nizalı dönemde eğitimine devam edip etmediği hususunu açıklığa kavuşturmak üzere okul kayıtlarını getirtmek, giderek dava konusu edilen tarihte davalı işyerinde çırak olarak çalışıp çalışmadığını araştırmak, davacı ile davalı işveren arasında … sözleşmesi bulunup bulunmadığını belirlemek, eğer … sözleşmesi yapılmış ise … sözleşmesini getirtmek, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olup olmadığını ya da davacının işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıp katılmadığını ve meslek ve sanat eğitiminin arka planda tutulup tutulmadığını belirlemek için gerektiğinde zabıta marifetiyle tespit edilecek işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinin işverenleriyle, bu işyerlerinde bildirge tarihinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı işverenler ile komşu işyeri çalışanlarının; aynı konuda tanıklıklarına başvurmak, gerekirse önceden dinlenen tanıkların yeniden beyanları alınarak davacının bu dönemde yaptığı işin niteliğini tespit etmek, davacının işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıp katılmadığını, çalışmasının fiili olup olmadığını belirlemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesinin hükmü bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine
21/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.