Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2019/3879 E. 2020/4779 K. 23.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3879
KARAR NO : 2020/4779
KARAR TARİHİ : 23.09.2020

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, ek aylık prim, hizmet belgelerinin düzenlenmesi, tahakkuk ettirilecek primlerin ödenmesine ilişkin Kurum işlemlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki belgeler okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
506 sayılı Kanun’un 5. maddesi, işyerinin tanımını sigortalının işini yaptığı yer olarak ifade eder. 4857 sayılı Yasa’nın 2. maddesine göre de; işyeri, işveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birim olarak tarif edilir. Keza işyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçeceği gibi; sigortalıların çalıştırıldığı işyeri devredilir veya intikal ederse, eski işverenin kuruma olan sigorta primi ile gecikme zammı ve faiz borçlarından, aynı zamanda yeni işveren de müteselsilen sorumludur.
506 sayılı Yasa’nın 82. maddesinde de sigortalıların çalıştırıldığı işyerinin devir veya intikali halinde, eski işverenin Kuruma olan sigorta primi ile gecikme zammı ve faiz borçlarından, aynı zamanda yeni işverenin de müteselsilen sorumluluğunu öngörmüştür.
Diğer taraftan, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) “Malvarlığının veya İşletmenin Devralınması” başlıklı 179. maddesi;
“Bir mameleki veya bir işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan kimse, bunu alacaklılara ihbar veya gazetelerde ilan ettiği tarihten itibaren onlara karşı mamelekin veya işletmenin borçlarından mesul olur; şu kadar ki, iki yıl müddetle evvelki borçlu dahi yenisiyle birlikte müteselsilen mesul kalır; bu müddet muaccel borçlar için ihbar veya ilan tarihinden ve daha sonra muaccel olacak borçlar için de muacceliyet tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Borçların bu suretle naklinin hükümleri, tek bir borcun nakli akdinden doğan hükümlerin aynıdır.” düzenlemesini içermektedir.
Bu maddenin içinde; “müteselsil bir borç” ilişkisi vardır. Devir alan şirket, devir eden şirketin borçlarından ötürü sorumlu olduğu gibi, iki yıl müddetle evvelki borçlu (devreden) dahi, yenisi (devralan) ile birlikte müteselsilen sorumlu olur. Borçlar Kanunu’nun müteselsil borçlara ilişkin 141. maddesine göre, teselsülün Kanun hükmünden doğduğu hallerde, kamu düzeni söz konusu olacağından tarafların iradeleriyle teselsülün ortadan kaldırılması hükümsüzdür (H. Öser/W. Scöhenenberger Borçlar Hukuku, Ankara, 1950, s. 905-906). Bu nedenle söz konusu müteselsil borç Kanun hükmünden (BK m. 179’dan) doğduğundan, teselsülden kaynaklanan sorumluluğun dışlanması geçersizdir ve hukuki sonuç doğurmaz.
5510 sayılı Yasa’nın 89’uncu maddesinde ise;“ Sigortalıların çalıştırıldığı işyeri aktif ve pasif değerleri ile birlikte başka bir işyeri ile birleşir, devredilir veya intikal ederse, eski işverenin Kuruma olan sigorta primi ile gecikme cezası ve gecikme zammı ve faiz dâhil tüm borçlarından, aynı zamanda yeni işveren de müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu hükme aykırı sözleşme hükümleri Kuruma karşı geçersizdir.” hükmü düzenlenmiştir.
Anılan yasa maddelerinin uygulanması bakımından, belirtilmelidir ki, bir işyerinin birden fazla devrolması mümkündür. Bu hallerde, Borçlar Kanunu’nun dışında, özel hüküm niteliği ile uygulama önceliği bulunan 5510 sayılı Yasanın 89. maddesi gereği, yeni işveren sıfatı ile son işverenin, eski işverenlerin Kuruma ödenmemiş kamu borçlarından dolayı sorumlu tutulması gerekir. Aksi düşünce, zincirleme devir yolu (iki ve daha fazla devretme hali) ile eski işveren ile birlikte (bir sonraki) yeni işvereni sorumluluktan kurtarma sonucunu doğurabilecektir. Bu durum ise, yasanın amacına ve kamu alacaklarının imtiyazlı olup, öncelikle tahsil edilmeleri gereğine aykırı olacağı gibi, fıkranın ikinci cümlesindeki emredici düzenleme ile yer alan, sözleşme ile sorumluluktan kurtulma yasağına aykırılık teşkil edecektir.
Eldeki davada ise, Kurum denetmeni tarafından özel eğitim hizmetleri ve dersanecilik kolunda … sicil no’lu, dava dışı … Özel Hizmetleri Ltd. Şti. adına 01.03.1993 tarihinde tescili yapılan ve 02.02.2006 tarihli devir sözleşmesiyle davacı şirkete devrolunan işyerinde yapılan yerel denetim sonucu düzenlenen 22.12.2006 tarihli genel denetim raporunda, tespit edilen sigortalılara ilişkin fark prime esas kazanç tutarları ile prim gün ve sayılarının içermesi gereken ek/asıl prim belgelerinin tespit edilen sigortalılar adına işverenden istenmesi,verilmemesi halinde resen düzenlenmesi, karşılığı prim tahakkuk ettirilerek tahsil edilmesi gerektiği kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Söz konusu rapor gereği davalı Kurum davacı şirkete, 05.08.2013 tarih ve 12873370 sayılı, 05.05.2013 tarih ve 12872985 sayılı bildirimleri ile inceleme raporundaki tespitlere göre 28 sigortalının 2002/6-2005/12. aylar arası müteaddit dönemlere ilişkin ek aylık prim ve hizmet belgelerinin düzenlenerek Kuruma verilmesi, ayrıca verilen belgeler muhteviyatı primlerin de 5510 sayılı yasanın 88 ve 89. maddeleri gereği ödeneceği tarihe kadar tahakkuk edecek gecikme zamlarıyla birlikte ödenmesi gerektiği hususunun bildirildiği görülmektedir. Öte yandan dosya kapsamındaki kayıt ve belgelere göre; Kurum denetmeni tarafından özel eğitim hizmetleri ve dersanecilik kolunda … sicil no’lu, dava dışı … Özel Hizmetleri Ltd. Şti. adına 01.03.1993 tarihinde tescili yapılan ve 02.02.2006 tarihli devir sözleşmesiyle davacı şirkete devrolunan işyerinde yapılan yerel denetim sonucu düzenlenen 22.12.2006 tarihli genel denetim raporunda, belirlenen sigortalılara ilişkin fark prime esas kazanç tutarları ile prim gün ve sayılarının içermesi gereken ek/asıl prim belgelerinin tespit edilen sigortalılar adına işverenden istenmesi, verilmemesi halinde resen düzenlenmesi, karşılığı prim tahakkuk ettirilerek tahsil edilmesi gerektiği kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Söz konusu rapor gereği davalı Kurum, davacı şirkete, 05.08.2013 tarih 12873370 sayılı, 05.05.2013 tarih 12872985 sayılı bildirimleri ile inceleme raporundaki tespitlere göre yazı ekinde bildirdiği sigortalıların belirtilen dönemlere ilişkin ( 2002/6-2005/12.aylar arası değişen) ek aylık prim ve hizmet belgelerinin düzenlenerek Kuruma verilmesi, ayrıca verilen belgeler muhteviyatı primlerin de 5510 sayılı yasanın 88 ve 89. maddeleri gereği ödeneceği tarihe kadar tahakkuk edecek gecikme zamlarıyla birlikte ödenmesi gerektiği hususunun bildirildiği görülmektedir.
Öte yandan … sicil no’lu, dersane işyerinin davacı … Bilimleri Eğitim Yay. ve Tur. Hizm. Ltd. Şti. tarafından dava dışı … Özel Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti.’den 02.02.2006 tarihli devir sözleşmesiyle devraldığı belirtilmekle birlikte devir sözleşmesinin dosya kapsamına alınmadan eksik inceleme ve değerlendirmeye göre hüküm kurulduğu görülmüştür.
Mahkemece, Kurumun 22.12.2006 tarihli genel denetim raporunun ek-1 kayıt inceleme tutanağı başlıklı kısmının 5.6 no’lu maddesinde de bir fotokopisinin tutanak ekine eklendiği belirtilen söz konusu devir sözleşmesinin davalı Kurumdan celbi ile devir sözleşmesi incelenmek suretiyle devir olgusunun var olup olmadığı ortaya konmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 23.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.