Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5243 E. 2020/4998 K. 09.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5243
KARAR NO : 2020/4998
KARAR TARİHİ : 09.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu 248 parsel sayılı taşınmazı 1982 yılında satın aldığını, zaman içerisinda taşınmaz üzerine iki katlı betonarme ev yaptığını, evin üst katında müvekkilinin oturduğunu, davalı kızı ve damadının ilk evlendiklerinde iki katlı evin zemin katına geçici olarak yerleştiklerini, geçen zaman içerisinde tüm ikazlara rağmen bu yeri boşaltmadıklarını ve yaklaşık 12 yıldır bu şekilde haksız işgale devam ettiklerini açıklayarak, davalıların 248 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan evin zemin katına ilişkin haksız müdahalelerinin menine, dava tarihinden geriye yönelik 5 yıl için 10.000 TL ecrimisilin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar; davaya konu ikamet adreslerinin davacıya ait parsel üzerinde yer almadığını, mülkiyet sahibinin Belediye olup kendilerinin davacının diğer çocuğu …’ten kiraladıklarını öne sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece; dava konusu iki katlı betonarme binanın sadece 34,48 m2 lik bölümünün davacının malik olduğu 248 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kaldığı, binanın diğer kısımlarının dava dışı 273 ve 1148 parsel sayılı taşınmazlar ile kamuya ait yol üzerinde kaldığı, bu durumda davacının, iki katlı binanın tamamının maliki konumunda olmadığı, dava konusu bina bakımından dava dışı … ile Menemen Belediye Başkanlığı arasında kira sözleşmesinin yapıldığı, davalıların kardeşleri olan …’in yaptığı kira sözleşmesine ve …’in rızasına dayalı olarak taşınmazı kullandıkları, davacının elatmanın önlenmesi ve ecrimisil taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi ve ecrimisile ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı vekilinin elatmanın önlenmesine yönelik temyiz itirazına gelince; Mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.
Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.
Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
Somut olaya gelince; dosya arasına alınan tapu kayıtlarında dava konusu 248 parsel 29.12.1982 tarihinde satış yoluyla tam hisse ile davacı adına kayıtlı bulunmaktadır. O halde dava konusu taşınmazın tamamında mülkiyet hakkı yalnızca davacıya ait olup davanın açılmasıyla davacının taşınmazın kullanımına muvafakatinin kalmadığı sabit olmakla Mahkemece elatmanın önlenmesi yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının ise reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi