YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3512
KARAR NO : 2020/6354
KARAR TARİHİ : 19.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptal ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, davaya konu 28 parselde kayıtlı taşınmazın zilyetlik ve harici satım nedeniyle tapusunun iptaliyle davacılar adına tescilini talep etmiştir.
Davalılardan …, …, …, … ve … davanın reddini savunmuşlar, diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaliyle davacıların veraset ilamındaki payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm süresi içinde bir kısım davalılar (…, …, …, …) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, haricen satın almaya ve TMK’nin 713/2. maddesindeki ölüm nedeniyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki sebebine dayalı tapu iptal tescil istemine ilişkindir.
Tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olmayıp, tapuda kayıtlı taşınmazların harici satışı da TMK’nin 706, 6098 sayılı TBK’nin 237, (818 sayılı BK’nin 213), 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir hak bahşetmez. TMK’nin 706. maddesinde öngörülen resmi şekil bir ispat şartı olmayıp bir geçerlilik şekil şartıdır. Bu husus 6098 sayılı TBK’nin 237.maddesinde “Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için resmi şekilde düzenlenmesi şarttır.” şeklinde açıklanmıştır. Bu sebeple resmi memur önünde yapılmayan harici satış senetlerine değer verilemez ve buna dayalı olarak iptal ve tescil isteğinde bulunulamaz.
Dosya kapsamına göre, davaya konu 28 parselde kayıtlı taşınmazın 18/2484 hissesinin 25.02.1970 tarihinde kadastro yoluyla tarafların murisi … … adına tescil edildiği, taşınmazın 27.07.2007 tarihinde imar görmesiyle murisin hissesinin 4005 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazda 95/2400 hisse olarak, 05.01.2012 tarihindeki imar uygulamasıyla murisin hissesinin 4005 ada 12 parselde 6053/392670 hisse olarak, 21.08.2014 tarihindeki imar uygulamasıyla da 4005 ada 13 parselde kayıtlı taşınmazda 6053/175644 hisse olarak kaydedildiği muris … …’ın 05.12.1986 tarihinde vefat ettiği, geriye davanın taraflarını mirasçı olarak bıraktığı, davacı tarafın 20.10.1986 tarihli harici satım senedine dayandığı, bu sözleşmeye göre, satıcının muris …, alıcının ise, davacılardan Süleyman ile diğer davacıların yakın murisleri (aynı zamanda kök murisin mirasçıları) … olduğu, 28 parselde yer alan 96,53 m2 evin 1.000.000 TL bedelle alıcılara satıldığı, harici satım sözleşmesinin imzalandığı tarihte taşınmazın tapulu olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, tapulu taşınmazın haricen satımı geçerli olmadığından harici satıma değer verilemeyeceği ayrıca, 26.05.1954 tarihli ve 7/17 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca elbirliği mülkiyetinde, mirasçılar arasında kazanmayı sağlayan zilyetlik işlemeyeceğinden olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile hak iktisap etmek mümkün olmadığından, taksim olmadığı takdirde bir mirasçının zilyetliği diğer mirasçılar adına sürdürülmüş sayılacağından, kazandırıcı zamanaşımı koşullarının da oluşmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 388/4. ve 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 19.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.