YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/22198
KARAR NO : 2012/4752
KARAR TARİHİ : 27.02.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 18037,73 TL fazla ödenen vekalet ücreti alacağının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan istirdatı istenilmiştir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; davalının kadrolu avukat olarak çalıştığını, Vakıflar Genel Müdürlüğü lehine olarak sonuçlanan dava ve icra takiplerinden dolayı karşı taraftan tahsil edilerek emanet hesaplarına yatırılan avukatlık ücretlerinden diğer avukatlar ile birlikte davalıya da yasaların belirlediği limitlerin üzerinde avukatlık ücreti ödemesi yapıldığını, müfettiş tarafından düzenlenen denetim raporunda fazla avukatlık ücreti ödendiğinin tespit edildiğini ve Vakıflar Genel Müdürlüğü rehberlik ve teftiş başkanlığının 16/01/2009 tarihli olur yazısında da fazla ödenen ücretlerin ilgili kişilerden tahsilinin sağlanmasının istenildiğini, belirterek 18.037,73 TL fazla ödemenin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı; davanın öncelikle hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden, kabul edilmezse esastan reddini savunmuştur.Mahkemece, “idarece 23.10.2003 tarih 16543 sayılı yazısı ile limitsiz ödeme başladığı tarihte idare ödemenin sebepsizliğini bilmekte olup, BK’nun 66. maddesindeki 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği sonucuna varılmakla, talebin zamanaşımı süresi yönünden reddine” karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Kural olarak Borçlar Kanununun 66. maddesindeki 1 yıllık zamanaşımı süresinin, tüzel kişilerde dava açılmak üzere emir vermeye yetkili organın zararı ve zarar vereni öğrenmesi (olur vermesi) ile başladığı kabul edilmektedir.Somut olayda, dava açmak üzere emir vermeye yetkili Genel Müdürlüğün durumu 16/01/2009 tarihinde öğrenmekle zamanaşımının bu tarihte başladığı ileri sürüldüğüne göre, bu husus araştırılarak sonucuna göre hüküm kurmak gerekirken, itibar edilmeyen gerekçeler ile zamanaşımının 2003 yılında başladığının kabulü doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.