YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5508
KARAR NO : 2013/5565
KARAR TARİHİ : 16.04.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Bursa 2.İcra Müdürlüğünün 2010/18314 sayılı takip dosyasından, davacıya ait işyerindeki malların 01.03.2011 tarihinde haczedildiğini belirterek, İİK’nin 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, takip dayanağı bonoda yazılı olan adreste haczin yapıldığını ve mahalde borçluya ait belgelerin buluduğunu, davacıya yapılan işyeri devrinin danışıklı olduğundan haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, haciz yapılan fırının önceden … isimli şahsa ait olduğunu onunda 2008 yılında davacıya sattığını, kendisinin bir ilgisinin olmadığını belirtmiştir.
Mahkemece, haciz yapılan adresteki taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğunu, ticari faaliyetine 10.06.2008 tarihinde başladığını, borçlunun ise 25.08.2009 tarihine kadar bu adreste faaliyette iken bundan sonra bir başka adreste faaliyete başladığını hacze konu eşyaların davacı 3.kişinin 2009 yılı demirbaş listesinde kayıtlı olduğunu, davacı ve borçlunun 1998 yılından bu yana ayrı ayrı vergi kayıtları ile bağımsız olarak faaliyetlerini sürdürdüklerinin anlaşıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nin 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz 01.03.2011, takip dayanağı bonoda belirtilen ve haciz mahallinde borçluya ait vergi levhalarının ve 28.02.2011 tarihli yazar kasa fişinin bulunduğu, davacı 3.kişinin de 25.08.2009 tarihli vergi kaydında yer alan adresinde yapılmıştır. İİK’nin 97/a maddesi 1.fıkra 2.cümlesi gereğince borçlu ve 3.şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur hükmü gereğince karine borçlu yararına olup yasal karinenin aksi davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Davacı 3.kişi hacizli mallara ilişkin olarak 25.08.2009 tarihli fatura sunmuştur. Faturayı düzenleyen … ‘ün tanık olarak alınan ifadesinde fatura kapsamındaki malların önceden borçluya ait iken 2006 yılıda kendisi tarafından satın alındığını daha sonrada davacı 3.kişiye sattığını beyan etmiştir.
Dosya içerisinde mevcut vergi kayıtlarından borçlunun haciz adersinde 10.04.1002-31.07.1995, 19.01.1998-24.02.1998 ve 25.08.2009 tarihlerinde haciz adresinde vergi kaydının bulunduğu aynı tarihte bir başka adreste de faaliyette olduğuna ilişkin vergi kaydı görülmüş ise de 28.02.2011 tarihli haciz adresinin yazılı olduğu yazar kasa fişi mahalde bulunmuştur.
Davacı 3.kişi ve borçlu baba-oğul olup, haczin yapıldığı fırının bulunduğu taşınmaz davacı babaya aittir. Fırın işyeri değişik tarihlerde borçlu oğlu tarafından işletildiği hacizli malların öncesinde borçluya ait iken her nekadar borcun doğumundan önce dava dışı bir şahsa ondan da davacıya satış gösterilmiş ise de satışlardan sonra da borçlu aynı adreste resmi ve fiili olarak faaliyetine devam ettiği, bu sırada vergi ve SGK kayıtları davacı adına da yapılmış ise de fiilen borçlu tarafından işletildiği yapılan işlemlerin alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik danışıklı işlemler olup davalı alacaklı yönünden hüküm ifade etmeyeceği açıktır.
Bu durumda, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlanın kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 16.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.